Kutsal Din İslam
100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı
Sosyal Medyada Paylaş
23 Kasım 2016
islam

100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı

Sponsorlu Bağlantı 100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı, Adiyat Suresi, Adiyat Suresi Türkçe, Adiyat Suresi Meali, Adiyat Suresi Okunuşu, Adiyat Suresi Fazileti Âdiyât Suresi Mekke’de İnmiştir أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ بِسْمِ اللهِ الرَّحمن الرَّحِيم 100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı وَالْعَادِيَاتِ

Sponsorlu Bağlantı

100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı, Adiyat Suresi, Adiyat Suresi Türkçe, Adiyat Suresi Meali, Adiyat Suresi Okunuşu, Adiyat Suresi Fazileti

Âdiyât Suresi

Mekke’de İnmiştir

أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ

بِسْمِ اللهِ الرَّحمن الرَّحِيم

100- Âdiyât Suresi Okunuşu Türkçe ve Anlamı

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًا ﴿١﴾

ÂDİYÂT-1 (Meâlleri ): Vel âdiyâti dabhâ(dabhan).
Nefes nefese koşanlara andolsun.

فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا ﴿٢﴾

ÂDİYÂT-2 (Meâlleri ): Fel mûriyâti kadhâ(kadhan).
Sonra hızla çarparak kıvılcım saçanlara.

فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا ﴿٣﴾

ÂDİYÂT-3 (Meâlleri ): Fel mugîrâti subhâ(subhan).
Sonra sabah vakti ansızın akın edenlere andolsun ki.

فَأَثَرْنَ بِهِ نَقْعًا ﴿٤﴾

ÂDİYÂT-4 (Meâlleri ): Fe eserne bihî nak’â(nak’en).
Böylece onunla tozu dumana kattılar.

فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعًا ﴿٥﴾

ÂDİYÂT-5 (Meâlleri ): Fe vesatne bihî cem’â(cem’an).
Sonra da onunla topluluğun ortasına daldılar.

إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ ﴿٦﴾

ÂDİYÂT-6 (Meâlleri ): İnnel insâne li rabbihî le kenûd(kenûdun).
Muhakkak ki insan, Rabbine (karşı) gerçekten çok nankördür.

وَإِنَّهُ عَلَى ذَلِكَ لَشَهِيدٌ ﴿٧﴾

ÂDİYÂT-7 (Meâlleri ): Ve innehu alâ zâlike le şehîd(şehîdun).
Ve muhakkak ki o, buna elbette şahittir.

وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ ﴿٨﴾

ÂDİYÂT-8 (Meâlleri ): Ve innehu li hubbil hayri le şedîd(şedîdun).
Ve muhakkak ki, onun hayır (mal) sevgisi gerçekten kuvvetlidir.

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ ﴿٩﴾

ÂDİYÂT-9 (Meâlleri ): E fe lâ ya’lemu izâ bu’sira mâ fîl kubûr(kubûri).
Artık kabirlerde olanlar çıkarıldığı zaman, bilmiyorlar mı ki?

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ ﴿١٠﴾

ÂDİYÂT-10 (Meâlleri ): Ve hussıle mâ fîs sudûri.
Ve göğüslerde olanlar (hayır ve şerre ait tüm düşünceler, niyetler) toplanıp izhar edildiği zaman.

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ ﴿١١﴾

ÂDİYÂT-11 (Meâlleri ): İnne rabbehum bi him yevme izin le habîr(habîrun).
Muhakkak ki onların Rabbi, izin günü mutlaka onların herşeyinden haberdar olandır.

 

 

Sponsorlu Bağlantı

Sizin Yorumunuz: (Mail Adresiniz Yayınlanmayacaktır)

Tüm Hakları Saklıdır © kutsaldinislam.com 2014 - 2017