Allah Takva Sahiplerinden Yanadır

Sponsorlu Bağlantı

Allah Takva Sahiplerinden Yanadır

Allah Takva Sahiplerinden Yanadır. Allah, peygamberlerinin davetine icabet eden, kendisine son derece hürmetkar davranan, kendi iyi olduğu gibi, kötülerle de mücadele eden, inkarcıların eza ve cefasına sabreden, sadık ve samimi kullarından yanadır. Peygamberlerin ve Peygamberlere iman edenlerin helâkten kurtarılmaları helak kıssalarının ortak özelliklerinden biridir. İnananlar, helâk edici azabın her tür olumsuz etkisine karsı ilâhî bir koruma altına alınmışlardır. Kur’ân’da, helak edilen toplumlar içerisinde yasayan Mü’minlerin helâk azabından kurtarıldıkları, hep vurgulanan bir konu olmuştur. Peygamberler ve iman edenler helâkten hiçbir şekilde olumsuz olarak etkilenmemişlerdir. Allah’ın her iki grup hakkında da sünneti böyledir. Ve insanların çoğunluğunun ya da azınlığının hidayete tabi olmamasında garipsenecek bir şey yoktur. Hak haktır. Çoğunluk kabul etse de etmese de bu böyledir. Hak ehli de, ister azınlığı ister çoğunluğu teşkil etsinler kurtulacak olan, Onlardır. Batıl ehli ise ne kadar çok olursa olsun helâk edilecektir.

Bir Toplum Yanlışlarla Mücadele Ettiği Sürece Helak Olmaz

Böyle bir toplum helâk olursa, ıslah vazifesini yapanlar kurtarılır. Ancak Allah, Hûd Suresinde ıslah için çalışan kavmi helak etmeyeceğini bildirmektedir.

Bir Toplum Günahlardan İstiğfar Ettiği Sürece Helâk Olmaz

Bir toplum hatalarını kabul ettiği, Allah’a döndüğü ve samimi bir şekilde bağışlanma dilediği müddetçe helâk edilmez.”” Bu durum bir ayette söyle ifade edilmiştir. “Sen Onların arasında olduğun ve Onlar da istiğfar ettiği sürece Allah, Onlara azap edecek değildir. Ayette açık bir ifade ile ortaya konduğuna göre, Allah, istiğfar eden kimseleri helâk azabından koruyacaktır. Allah istiğfarı azaptan koruyucu bir kalkan olarak kullarına ihsan etmiştir. İçlerinde af dileyenler olduğu sürece Allah, bir topluma azap etmez. İçlerin de istiğfar eden veya edecek olanlar bulunuyorken azap etmek, sünnetullaha uygun değildir. İstiğfar, yapılan günahlardan pişmanlık duyup Allah’tan bağışlanma dilemektir. Bu yönü ile istiğfar aynı zamanda hem dua hem de tövbedir. İstiğfar, aynı zamanda Allah’a kulluğun ifade tarzlarından biridir. İstiğfar edip Allah’tan günahlarının bağışlanmasını isteyen, her şeyden önce Allah’a savaş açmış kimse olamaz.

Allah’a savaş açmayanlar günahkâr dahi olsalar, dünyada helâk edilmeyeceğinden, istiğfar her zaman kişiyi helâkten koruyucu bir rol üstlenmektedir. Zaman zaman Allah’a karsı günahlarından suçluluk duygusu hisseden, ellerini kaldırarak affını talep eden günahkarlar, Allah’ın bir nimeti olan bu tövbe ve istiğfar sayesinde en azından dünyada can emniyetini sağlamış olurlar.1619 Yukarıda zikrettiğimiz ayete göre, bir toplumu helâkten koruyan iki eleman vardır. Bunlardan bir tanesi peygamber, diğeri de istiğfardır. Peygamber gitse bile istiğfar kıyamete kadar devam edecek bir koruyucudur.1620 Bu konuda toplumu tövbe ve istiğfara teşvik etmenin ne kadar önem arz ettiği açıktır.

Bir Toplum içlerinde Peygamber Bulunduğu Sürece Helak Olmaz

Toplumların azaptan ve helâkten kurtulma yollarından biri olarak, Peygamberin o toplumların içinde olmasından da söz edilir. Allah, Peygamber bir toplum içinde iken, o topluma azap etmeyeceğini ifade etmektedir.Çünkü bir millete azap inince, o toplumun bütün fertlerini kapsar. Bir millete azap inmesi için, Onların arasından, Peygamberlerin ve gerçekten inanmış olanların ayrılmaları gerekir. Allah, Hz. Peygamberi, kullarına güvence yapmıştır. O’nun olduğu yere azap olmaz.1622 Peygamber, insanlar için rahmetin kendisidir. Peygamberin olduğu yere azabın inmesi, imkan ve ihtimal dahilinde değildir.

Nitekim hiçbir kavim, peygamberleri içlerinden ayrılmadan toplu azaba uğratılmamıştır. Mekkî surelerin bir çok ayetinde dile getirildiği gibi, bu konudaki sünnetullah; Allah rasulü, bir toplumun içinde olduğu sürece, Allah’ın Onlara azap etmemesi, azabın ancak peygamberlerinin aralarından ayrıldığı kavimlere indirilmesidir. Bu, Allah’ın onlara rahmetinin bir gereğidir. Onların peygambere uyma, tövbe ve istiğfar etme ihtimali mevcuttur. Peygambere olumlu mesaj verdikleri, kötülüklerden bağışlanma dileyip, tövbe ettikleri sürece, bir toplum için, kökten yok olma azabından korunmanın yolu daima açıktır.

İyiler içinden kötüler zuhur edip, zulüm yapmaya ve zulümde aşırı gitmeye başladığı zaman, zulüm ve isyanın etkisiyle meydana gelecek olan fitnenin zararı iyilere de dokunduğu gibi, kötüler içinde fevkalade iyiler zuhur etmeye başladığı zamanlarda az da olsa o iyilerin yüzü suyu hürmetine o kötülerin hak ettiği ceza ve azap affa veya tehire uğrar. Kötüler azabı celb ettiği gibi iyiler de rahmeti celbeder. Yine ayette, salih ve takva sahibi kimselerle yakın ilişkisi olan toplumlara da azap inmeyeceğine işaret vardır. Mutasavvıfların bazılarına göre sünnete uyulduğu sürece Peygamber, o kavmin arasında bulunmaktadır.

Çünkü ruhaniyeti Onların arasındadır. Demek ki, sünneti yasayanlara Allah, azap etmez. Bu konuda oldukça mühimdir. Peygamberin kendisi kadar, getirdiği mesaj da önemlidir. Peygamberin sünneti seniyyesine, sahih hadislere uyan, Allah rasulünü kendisine rehber ve önder edinen, peygamberi üsve-i hasene olarak kabul eden bir topluma Allah niçin azap etsin ki! Zaten peygamberin gönderilisin amaçlarından biri de toplumların peygamberlere itaat ve ittiba etmesi değil midir? Bir toplumda sünnetler yaşandığı ve ihya edildiği sürece aslında o toplum kendisini ihya etmekte ve Allah’ın azabından kendisini korumaktadır.

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.