Bütün Yönleriyle Hac ibadeti

Sponsorlu Bağlantı

Bütün Yönleriyle Hac ibadeti

Hac Günleri

a- Mina’da konaklama ve Hayf mescidi: Peygamberimiz Terviye günü (8 Zilhicce) Mina’ya vardığında öğle namazı dâhil beş vakit namazı burada kıldı. 47 İbn Abbas (o günü) anlattı:48 “Rasûlullah (s.a.v) Mina’da öğle ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını kıldı. Sonra kuş-luk vaktinde Arafat’a gitti.”
Mina’da Hayf mescidi bulunmaktadır. Burda Hz. Musa dâhil 70 peygamber namaz kılmıştı. Ayrıca burada yetmiş peygamberin kabri olduğu nakledilmektedir. Rivâyetlerde yetmiş kelimesi çokluktan kinaye ya da hakiki manasında kullanılmış olabilir.49 Rasûlullah (s.a.v) dedi:

“Hayf mescidinde 70 peygamber namaz kıldı. Musa da onlardan birisidir, sanki onu görür gibiyim; liften yular takılmış Şenûe (Yemen)51 devesi üzerinde ihramlı olarak üzerinde iki parça Katavan52 mamulü (gibi beyaz) kumaş (ihram) bulunmaktaydı.”

b- Arafat vakfesi: Cahiliye döneminde Kureyşliler Arafat’ta vakfe yapmazlardı: Hatta Kureyş kabilesi Rasûlullah’ın (s.a.v) Müzdelife’yi geçmeyip orada vakfe yapacağını düşünüyorlardı. Peygamberimizin ya-nında yürüyen Nevfel b. Muaviye ed-Deylemî : “Ey Allah’ın Rasûlü! Kav-min (Kureyş) senin, (önce) cem mekânında (Müzdelife’de) vakfe yapa-cağını zannediyorlar” deyince Rasûlullah şöyle buyurdu: “Ben nübüvvetten önce de onlara muhalefet ederek (önce) Arafat’ta vakfe yapmıştım.”

c- Arafat hutbesi: Veda haccında Arefe günü Peygamberimiz konuşma yaptı, şöyle diyordu:  “Ey insanlar, vallahi tam bilemiyorum, (ama) herhalde bu günümden sonra bu mekânda sizinle bir daha buluşamayacağım. Benim sözümü dinleyip ondan ibret alana/başkasına aktarana Allah rahmet etsin. Nice fıkıh (bilgi) sahipleri var ki gerçekte bilgi kabiliyetleri yoktur. Nice fıkıh sahipleri de var ki kendilerinden daha fakih (bilge) olana giderler/sözü aktarırlar (Siz de bunları başkalarına aktarın).

Bu gününüzün, ayınızın ve beldenizin saygınlığı gibi her birinizin canı ve malı saygındır/hukûkî koruma altındadır. Bilin ki kalpler üç şeyde hainlik yapamaz/yapmamalı; Allah için amelde ihlâslı olmada, yöneticilere nasihatte bulunmada ve Müslüman cemaatten ayrılmama konusunda. Onların duaları arkalarından kendilerini kuşatır.”
Rasûlullah Arafat’taki diğer konuşmalarında ise: (1) Kutsal ayların öneminden bahsetti. (2) Cahiliye adetlerinin ayağının altında olduğunu söyledi. (3) Özellikle kan davası ve faiz ayağımın altındadır, buyurdu.

Eşlerinize iyi davranın, benden sonra Allah’ın kitabına yapışırsanız sapmazsınız, dedi

d- Hacda Arefe günü oruç: (Arafat’ta)56 Arefe günü oruç tutma konusu Abdullah b. Ömer’e (r.a) sorulunca şöyle dedi: “Hz. Peygamber (s.a.v) ile hac yaptım, o oruç tutmadı. Hz. Ebû Bekir ile hac yaptım, o oruç tutmadı. Hz. Ömer ile hac yaptım, o oruç tutmadı. Hz. Osman ile hac yaptım, o oruç tutmadı.

e- Arafat’ta ölen kişi: Hz. Peygamber (s.a.v) ile birlikte (Arefe günü)58 bir adam vardı. Bu kişi ihramda iken bineği onu üstünden atıp boynunu kırdı ve bu kişi öldü. Rasûlullah şöyle dedi: “Onu su ve (temizleyici madde) sidr ile yıkayın. İki kumaş ile kefenleyin. Ona güzel koku sürmeyin ve başını da örtmeyin. Kıyamet günü o, telbiye getirdiği halde haşrolacak.”

f- Arafat’ta sorulan sorular: Hz. Peygamber’e Arafat’ta birçok soru soruldu. Bunlardan birisini, belki de en önemlisini Abdurrahman b. Ya’mer ed-Dîlî şöyle anlattı:60 Rasûlullah’ı (s.a.v) Arefe günü vakfe halinde gördüm. Necd ehlinden insanlar geldi ve dediler ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hac nasıldır?” Rasûlullah şöyle buyurdu: “Hac Arafat’tır.61 Kim Cem mahalli (Müzdelife) gecesi sabah namazı vaktinden önce (Arafat’a) gelirse haccı tamamlamış olur. Mina geceleri (bayram hariç) üç gündür. Kim iki günü tamamlayıp giderse ona bir günah yoktur. Kim de (3. gün) kalırsa ona da bir günah yoktur.”

g- Arefe günü dua: “Rasûlullah Arefe günü dua etti ve dedi ki: “Benim ve benden öncekilerin Arefe günü en çok yaptığı dua şudur: Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerikeleh lehü’l-mülkü velehü’l-hamdü biye-dihi’l-hayr ve hüve ala külli şeyin kadîr. Allahümmec’al fi kalbî nuran ve fi sem’î nuran ve fi besarî nura. Allahümme’şrah lî sadrî ve yessir lî emrî ve eûzü bike min vesvasi’s-sadri ve şetâti’l-emri ve fitneti’l-kabri. Alla-hümme innî eûzü bike min şerri ma yelicü fi’l-leyli ve şerri ma yelicü fi’n-nehari ve şerri ma tehubbü bihi’r-rîhu ve min şerri bevaigı’d-dehri.’”

h- Arafat dağı: Peygamberimizin Arafat’taki konuşmasından sonra (Bilal) ezan okudu, kamet getirdi ve Rasûlullah öğleyi kıldırdı, ardından tekrar kamet getirdi ve Rasûlullah ikindiyi kıldırdı (iki namazı cem etti). Aralarında hiçbir şey kılmadı. Sonra Rasûlullah tekrar bineği Kasva’ya bindi ve vakfe yaptığı yere geldi. Bineği Kasva’nın karnını ka-yalara63 doğru çevirdi, İnsanların toplandığı yeri/tepeyi64 önüne aldı, kıbleye döndü, güneş batıncaya kadar vakfesine burada devam etti.

ı- Müzdelife’ye Hareket: Cahiliye döneminde insanlar güneş batmadan Arafat’ı terk ederlerdi. Rasûlullah buna tevhidî bir muhalefet olarak kendilerinin güneş battıktan sonra hareket edeceklerini belirtti.

i- Peygamberimiz yolda abdest aldı ve Müzdelife’de akşam ile yatsı namazını cem etti.Sonra cemerata atılacak taşları topladı

j- Bayramın birinci günü Hz. Peygamber Akabe cemresine taş attı, sonra kurbanını kesti ve ardından tıraş oldu. Ancak bazı kişiler er-ken tıraş olmuş ya da önceden kurban kesmişlerdi. Peygamberimiz, kendisine gelip bu durumu soranlara “zarar yok, şimdi tıraş ol” ya da “şimdi kurbanını kes” diyerek dinde zorluk olmadığını belirtti.

Hz. Peygamber Akabe cemresini binek üzerinde taşladı. Çünkü insanların onu görmesi ve aynı şekilde ibadet etmeleri gerekiyordu. Bu-nun son haccı olduğunu defalarca belirtiyor ve ibadette kendisinin tak-lit edilmesini emrediyordu. Bununla ilgili olarak Cabir b. Abdullah (r.a) şöyle anlattı: Kurban (bayramı) günü Rasûlullah’ı (s.a.v) şeytan taş-larken gördüm, şöyle diyordu: “Hac ibadetinizi benden öğrenin! Bilemiyorum, belki bu haccımdan sonra bir daha hac yapamam.”

k- Hz. Peygamber’in kestiği kurbanlar: Peygamberimiz Veda haccına gelirken yanında kurbanlık devesini getirmişti. Bu hayvan, bineği olan Kasva isimli devesi değildi. Hz. Ali de Yemen’den 100 kadar deve getirmişti. Bazı rivayetlerde bu develerin zekâtlık hayvanlar olduğu nakledildi. Hacıların ihtiyacı olduğu için Peygamberimiz bu hayvanların kesilip kazanlarda pişirilmesi ve insanlara ikram edilmesini istedi. Bizzat kendisi 63 tanesini boğazladı, kalanları da boğazlaması için Hz. Ali’ye emretti.

l- İhramdan çıkmak için tıraş: Peygamberimizin saçları genelde kulak yumuşağına kadar uzun olurdu. Rivayetlere göre, saçlarını umre ve hac dışında kazıtmamıştı. Özellikle Hudeybiye’de ve Veda haccında bu konu üzerinde çok durmuş, ihramdan çıkarken tahlik yapanlara (saçlarını kazıtanlara) dua etmiştir. Yaşananları sahabe-i kiram şöyle nakletti: “Rasûlullah (s.a.v) dedi ki: 70 “(İhramdan çıkmak için) saçlarını kazıtanlara Allah rahmet etsin!” Denildi ki: “Saçlarını kısaltanlara da, ey Allah’ın Rasûlü!” Rasûlullah: “Saçlarını kazıtanlara Allah rahmet etsin!” “Saçlarını kısaltanlara da, ey Allah’ın Rasûlü!” “Saçlarını kazıtanlara Allah rahmet etsin!” “Saçlarını kısaltanlara da, ey Allah’ın Rasûlü!” “Saçlarını kısaltanlara da (Allah rahmet etsin)!

Bu söz Hudeybiye’de ve Veda haccında söylenmiştir: a-Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde bu Olayın Hudeybiye’de geçtiği nakledildi.b-Humeydi’de bu Olayın Veda haccında da geçtiği nakledildi.72 İbn Ab-dilber bu konuda icma olduğunu belirtti.

Kadınlar ihramdan çıkarken saçlarından biraz alırlar ve kısaltır-lar. Ancak onların saçlarını kazıması yasaktır. Çünkü bu kadın için bir işkence sayılır. Kadınların yaratılışları itibariyle süslenmesi ve güzelliğini bozacak şeylerden kaçınması gerekir. Bu nedenle onlara altın takı ve ipek elbise giymek câizdir. Ancak bunu dışarıya, yabancı erkeklerin yanına taşımaması ve tesettüre riayet etmesi gerekir. Hz. Ali’den (r.a):74 “Rasûlullah (s.a.v) bir kadının saçını kazıtmasını yasakladı.”

m- Peygamberimizin İfaza (farz) tavafı için Kâ’be’ye gitmesi: Peygamberimiz kurban kesimi ve saç tıraşından sonra ihramdan çıkmıştı. Bundan sonra farz olan İfaza tavafını yapmak için Kâ’be’ye gitti. Peygamberimiz zevalden önce Kâ’be’ye vardı ve tavaf etti. Tavafı herkesin görmesi için binekli olarak yaptı. Safa ile Merve arasında önceki sa’yi dışında yeni bir sa’y yaptığına dair bir haber nakledilmedi. Tavaf bittiğinde ise öğle namazı vakti girmişti. Peygamberimiz öğle namazını orada kıldı(rdı).

* Cabir’den (r.a):  “…Sonra Rasûlullah (s.a.v) bineğine bindi ve Kâ’be’de ifaza (farz) tavafını yaptı. Mekke’de öğle namazını kıldı. (Kuyudan) zemzem çekip insanlara ikram eden Abdülmuttalib oğullarının yanına geldi ve dedi ki: “Ey Abdülmuttalib oğulları, zemzem çekiniz. Eğer insanların bu ikramınıza hücum edeceğinden çekinmeseydim sizinle (kuyudan) zemzem çekerdim.”

n- Peygamberimiz Kâ’be’nin örtüsünü değiştirdi: Rasûlullah (s.a.v), haccı sırasında Kâ’be’ye Yemen kumaşı77 örttürdü.78 Daha sonra Hz. Ömer Kâ’be’ye beyaz keten ve Yemen kumaşı79 örttürdü.
o- Hz. Peygamber Mina gecelerinde Kâ’be’ye gider, tavaf eder, dua ve namazından sonra daha sabah namazı vakti girmeden Mina’ya geri dönerdi. Sahabenin büyük çoğunluğu bayram günlerinde Rasûlullah ile birlikte Mina’da kaldı. Bazıları Rasûlullah’tan izin alarak Mekke’ye gitti ve orada kaldı.

ö- Peygamberimiz bayramın birinci günü öğleden önce sadece Akabe cemresine taş attı. Ama ikinci, üçüncü ve (Mina’da kalanlar için) dördüncü günü üç cemreye de öğleden sonra taş attı.
Peygamberimiz hacda altı yerde durdu ve dua etti: (1)-Safa tepe-sinde, (2)-Merve tepesinde, (3)-Arafat’ta, (4)-Müzdelife’de, (5)-Küçük cemrenin yanında, (6)-Orta cemrenin yanında

p- Peygamberimiz bayramın dördüncü günü taşlamadan sonra öğle namazını Muhassab’da (Ebtah’ta) kıldı ve oraya yerleşti: Bayram gününün ikincisine yevm-i kar ( يوم القَرّ ) (durma günü), üçüncüsüne yevm-i nefr-i evvel (يوم النفر الْول ) (ilk ayrılma günü), dördüncü güne ise yevm-i nefr-i sani (يوم النفر الثاني ) (ikinci ayrılma günü) denmektedir. Mina’da kalmayan ya da kalıp da dördüncü günü fecrin doğuşundan önce Mina’dan ayrı-lan kişi dördüncü gün taş atmaz. Çünkü ibadet vaktinden önce Mekke’ye gitmiştir.

r- Hz. Âişe’nin konakladıkları Muhassab’dan umre ihramı için kardeşiyle Ten’im’e gitmesi: Hz. Aişe annemiz Medine’den yola çıktıklarında önce umreye niyetlenmişti. Daha sonra hac yaparak diğer saha-biler gibi iki ibadeti birleştirmek (temettu/kıran yapmak) istiyordu. Olayın devamını şöyle anlatmaktadır.

“…Mekke’ye gelmeden önce (Serif denilen yerde) hayız gördüm. Ben böyle hayızlı iken Arefe günü geldi. Durumu Rasûlullah’a arz ettim. Dedi ki: “Umreni terk (fesh) et! Saçını çöz, onu tara (temizlen) ve hac için telbiye getir (niyet et)!” Bu şekilde yaptım. Rasûlullah Hasba (Eb-tah/Muhassab) gecesinde beni kardeşim Abdurrahman ile birlikte Ten’im’e gönderdi.” Abdurrahman onu (kardeşini) terkisine aldı, Hz. Âişe önceki (yapamadığı) umresinin yerine umre yapmak için telbiye getirdi (niyet etti).” (Râvi Urve ekledi;)86 İzzet ve celal sahibi Allah onun haccını ve umresini böyle takdir etti. Böyle yapılmasından dolayı (ceza olarak) kurban veya oruç ya da bir sadaka gerekmemektedir.

s- Peygamberimiz bayramın dördüncü günü öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını Mekke’de kıldı ve Muhassab’da istirahat etti: Hz. Peygamber (s.a.v) öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldı(rdı). Sonra Muhassab’da uzanıp dinlendi/uyudu. Sonra (seher vaktinde) bineğine binip Kâ’be’ye gitti ve onu tavaf etti

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.