Dinimiz Bilgilendiriyor – Borç

Sponsorlu Bağlantı

BORÇ HUZURU KAÇIRIR

Bir lüzum görülmedikçe borç almamalıdır. Alınan borç paralar çok kere lüzumsuz yere sarf edilir ve birçok zararlara katlanmak lâzım gelir. Borç huzuru, rahatı kaçırır, hürriyeti ihlâl eder. Borç verecek bir halde bulunanlar da ellerinden gelen yardımı muhtaçlardan esirgememeli, sırf Hak rızası için karz-i hasen (faizsiz ödünç vermek) suretiyle borç verip mükâfatını Allâhü Teâlâ’dan beklemelidir. Yerinde verilen bir borç para, sadakadan faziletlidir. Borç alacaklar da emin olmalı, sözünde durup, ilk fırsatta borçlarını vermeye kararlı bulunmalıdırlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

“Mîrac gecesi cennetin bir kapısında, ‘Sadaka vermenin bire on misli sevabı, borç vermenin ise bire on sekiz (misli) sevâbı vardır.’ diye yazılmış olduğunu gördüm.” buyurmuştur.

Borçlu, borcundan fazla nisab miktarı mala sahib olmayan kimse veya kendisinin de başkasında malı varsa da, alması mümkün olmayan kimsedir.

Böyle borçlu olan kimseye zekât vermek, borcu olmayan fakire vermekten daha faziletlidir.

BORÇ VERMENİN FAZÎLETİ

Ashâb-ı Kirâm’dan Büreyde (r.a.) demiştir ki: Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.):

“Kim ki, fakir bir borçlunun borcuna bolluğa ulaşıncaya kadar mühlet verirse, mühlet verdiği her gün için borç miktarı kadar ona sadaka sevabı vardır.” buyurduğunu işittim. Sonra bir kere de Resûlullâh’ın (s.a.v.):

“Kim ki, borç verdiği fakirin borcuna bolluğa ulaşıncaya kadar mühlet verirse, o kimseye mühlet verdiği her gün için, borcun iki misli sadaka sevabı verilir.” buyurduğunu işittim. Bunun üzerine Hz. Büreyde (r.a.), Resûl-i Ekrem’e:

Yâ Resûlallâh! Fakir bir borçlunun borcuna verilen vadenin her günü için bir kere borcun bir misli, bir defa da borcun iki misli sevab verilir,

buyurduğunuzu işittim, dedi. Resûlullâh (s.a.v.):

“Her gün borcun bir misli sadaka sevabı verilmesi, borcun vâdesi geçmeden evvelki günlere aittir. Borcun vadesi geçip de alacaklının

ona mühlet verdiği günler için de borcun iki misli sevab verilir.” buyurdular.

ZENGİNİN BORCUNU GECİKTİRMESİ ZULÜMDÜR

Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

“Mü’minin ruhu, borcu ödeninceye kadar borcundan dolayı mahpustur.” buyurdular.

Lüzumsuz yere borç almış olan bir mü’min vefat edince ruhu kendisine ait olan makama çıkamaz, ya borcu vârisleri tarafından ödenir veya kendisi âhirette bunun bedelini kendi sevabından alacaklısına verinceye kadar tutulur. Onun için zaruret olmadıkça kimseden bir şey borç almamalı, alınca da onu vadesinden evvel ödemeye çalışmalıdır.

Borçlarını imkân varken ödemeyip geciktirenler ahlâka aykırı olarak emniyeti sû-i istimâl etmiş olurlar.

Borç pek ağır bir yüktür. Kat’î bir lüzum görülmedikçe borçlanmamalıdır, sonra insanın huzuru kaçar, izzet-i nefsi rencide edilir.

Şayet borç vaktinde verilemezse bunun verilmesi vasiyet edilmelidir. Vârisler de ölüyü mes’ûliyetinden kurtarmak için bunu ödemeye gayret etmelidirler.

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.