Dinimiz Bilgilendiriyor – Sırat Köprüsü

Sponsorlu Bağlantı

Sırat Köprüsü Nedir?

Sırat; Cehennemin karanlık ve dev alevleri üzerinde kurulmuş, dehşetli, kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. (“kıldan ince, kılıçtan keskin” ibaresi sırat köprüsünün çok hassas bir ayar içinde olduğuna ve dehşetine işaret eder.) Buradan herkes geçecektir. Çünkü Cennetin yolu Sırat köprüsünden geçer. Cennete giden de, Cehenneme düşen de bu köprüye uğrar. Bu köprüden geçerken günahkârlar ve kâfirler ayakları sürçerek dev ateşe düşerler. Mü’minler ise amellerine göre belirli hızlarda bu tehlikeli köprüyü geçerler.

Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki:

– Hesap gördünüz mü?
– Hayır, biz hesap falan görmedik.
– Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
– Hayır, Sırat falan görmedik.
– Cehennemi gördünüz mü?
– Hayır, Cehennemi de görmedik.
– Siz ne amel işlediniz de böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
– Bizim iki hasletimiz var idi. Onun sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
Melekler derler ki: Bu nimetler sizin hakkınızdır.

Sırat köprüsü ahrette İnşallah Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile buluşacağımız mekânlardan birisi olacaktır.

Hz. Enes  (radıyallâhu anh)  anlatıyor: “Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet günü bana şefaat edin!” dedim. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem): “İnşaallah yapacağım!” buyurdular. Ben tekrar: “Sizi nerede arayıp bulayım?” dedim. “Beni ilk aradığın zaman Sırat üzerinde ara!” buyurdular. “Size (orada) rastlayamazsam?” dedim. “Mizan’ın yanında beni ara!” buyurdular. “Orada da size rastlayamazsam?” dedim. “Öyleyse beni havzın yanında ara! Zira ben üç mevkiinin dışına çıkmam!” buyurdular

Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, “Sizlere selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!” derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer.

Sırat Köprüsünde Sorulacak Sorular Nelerdir?

Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan sorulacaktır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Namaz, Allah’u Teâlâ’nın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.”

“Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.

3. durakta zekâttan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, “Allah’ım selamet ver” diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.”

Sırat Köprüsü Hakkında Hadis ve Rivayetler

Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki: Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Bir âyette mealen,”İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka Cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. Ancak cennetlikler yanmadan geçecekler, cehennemlikler ise ateşe düşeceklerdir” buyuruluyor.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
-Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.

-Kıyamet gününde Cehennemin üzerine Sırat köprüsü kurulur. Bu köprüde kaypak yerler, ayakların kayıp sabit kalamayacağı kısımlar, kapanlar, demirden kelepçeler, dikene benzer kılçıklar vardır. İmanlı kişiler, amellerine göre, göz açıp kapamadan, ya şimşek gibi, ya hızla uçan bir kuş gibi, ya iyi koşan asil bir at hızıyla geçer giderler. Böylece bir Müslüman ya hiç zarar görmeden veya yara bere içinde geçip kurtulur. Yahut feci şekilde Cehennem ateşine düşer.

-Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allah’u Teâlâ, “Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır” buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana “Ümmetinden ihlâsla bir defa La ilahe illallah diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy” buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.

-Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi Sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet, sürüne sürüne kurtulur.

-“Sırat köprüsünden en kolay geçecek olanınız, Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok seveninizdir.”

-“Cehennem ateşi, Sırattan geçen müminlere, “Ey mümin, tez geç, senin nurun nârımı söndürüyor” der.”

-“Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki: “Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?” -Melekler de şöyle cevap verirler: “Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz, fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan çekilip, örtülmüştü.”

-“Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için sultana [devlet dairesine] gidip uğraşırsa, kıyamet günü Sırat köprüsünden, herkesin ayakları kaydığı zaman, Allah’u Teâlâ onun süratle geçmesi için yardım eder.

-“Kıyamette mizan ve Sırat köprüsü, şehidi rahatsız etmez.”

-“Sırat köprüsünden geçerken âbid’e “Sen Cennete gir, ibadetin sebebiyle oradaki nimetlerden faydalan” denir. Âlime de, “Sen burada dur ve sevdiklerine şefaat et! Senin şefaatin mutlaka kabul olacak” denir.

-“Kıyamette, dünyadayken belâya maruz kalmış kimseler için divan ve mizan kurulmaz, Sırat köprüsü engel olmaz, üzerlerine ecir, dökülür de dökülür.”

-“Sırat köprüsünü şimşek gibi ilk geçenler, beş vakit namazı cemaatle kılmaya devam edenlerdir.”
-“Bana getirilen salevat, Sırat köprüsü üzerinde size nur olur.”

-“Kıyamette Sırat köprüsü üzerinde, müminlerin alametleri, “Rabbim, bize selamet ver” demeleri olacaktır.”

-“Namaz, Sırat köprüsü üzerinde nurdur.”

-“Sırat köprüsü, Cehennemin üzerinde, Cennete giden yoldur.”

-“Ümmetimden biri, Sırat köprüsünde sürünerek ve emekleyerek yol alırken, bana getirdiği salevatlar onu elinden tutarak ayağa kaldırır. Böylece Sıratı geçer.”

“Kurbanlarınız iyi ve semiz olsun. Onlar Sırat köprüsünde bineklerinizdir.”

“Cennete girene kadar, Sırat köprüsünde göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen, Allah’ın dini hakkında, kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!”

“Bir idareci, Müslümanların işini üzerine aldığı halde aralarında adaleti gözetmezse, Cehennemin üzerine kurulan Sırat köprüsünde durdurulur. Sırat, bütün organları yerinden çıkıncaya kadar sallanır.”

“Allah’u Teâlâ, kullarına, her gün beş kere namaz kılmayı farz etti. Bir kimse, güzel abdest alıp, namazını doğru kılarsa, kıyamet günü, yüzü, on dördüncü gündeki ay gibi parlar ve Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.”

Hz. Âişe (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Ateşi hatırlayıp ağladım.” Rasûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

“Niye ağlıyorsun?” buyurdu.

“Ya Rasûlullah! Cehennemi hatırladım da onun için ağladım! Siz, kıyamet günü, ailenizi hatırlayacak mısınız?” dedim. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

“Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz: 1- Mizan yanında: Tartısı ağır mı geldi, hafif mi; öğreninceye kadar, 2- Sahifeler uçuştuğu zaman: Kendi defteri nereye düşecek, öğreninceye kadar: Sağına mı, soluna mı, yoksa arkasına mı? 3- Sıratın yanında: Sırat Cehennemin iki yakası ortasına kurulduğunda, bunu geçinceye kadar kimse kimseyi hatırlamaz.”

Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in dilinden Sırat Köprüsü ve Sırat Köprüsünün keyfiyeti hakkında bir Hadis-i Şerif:

“Kıyamet Gününde insanlar bir araya toplanacaklar. Rabbimiz: ‘Her kim her neye tapıyor idiyse onun ardına düşsün!’ buyuracak. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi taptıkları tağutların peşine düşecekler. Yalnız bu ümmet, içlerinde münafıkları da olduğu halde yerinde kalacak. Allah onlara: ‘Ben sizin Rabbinizim!’ buyuracak. Onlar da: ‘El-Hak, Sen bizim Rabbimizsin!’ diyecekler. Allah’u Teâlâ’nın onları dâvet buyurması üzerine dâvete uyacaklar. Cehennemin tam ortasına Sırat (köprü) kurulacak. Ümmetini onun üstünden en evvel geçirecek ben olacağım. O gün dehşeti ve korkusu sebebiyle peygamberlerden başka hiç kimse konuşamayacak. Peygamberlerin o günkü duâları da: ‘Allahümme sellim, sellim’ (Allahım esenlik ver, Allahım kurtar!) olacaktır. Cehennemde sa’dân dikenlerine benzer çengeller vardır. Bu dikenlerin ne kadar büyük olduklarını ancak Allah bilir. (Değişik rivâyetlerde: Onlara, “Nurunuzun miktarına göre kurtuluşa koşun!” denilir. Mü’minlerin kimi göz kırpacak kadar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi kuş gibi, kimi ala-yörük cinsi bir at gibi, kimi deve gibi sür’atle geçerler. Nihayet nûru yalnız ayaklarının başparmağında olarak verilen kimse yüzü koyu yürüyerek elleri ve ayaklarıyla emekler ve bir kolunu çekse öteki kolu, bir ayağını çekse öteki ayağı takılır ve kurtuluncaya kadar ateş yanlarına çarpar durur. Kimi yürüyerek, kimi karnı üstünde sürünerek geçer de: “Ya Rab! Beni neden bu kadar geç bıraktın?” der. Allah’u Teâlâ: “Seni geç bırakan kendi amelindir!” buyurur. O gün münafıklar iman edenlere, “Lütfen bizi bekleyin de, nurunuzdan biz de istifade edelim” derler. Fakat kendilerine: “Geriye dönün. Nûru orada arayın” denilir.) Bu çengeller insanları kötü amellerinden dolayı kapıp alırlar. Bunlardan kimi, kötü ameli dolayısıyla helâk olur. Kimi hardal gibi ezildikten sonra kurtulur. Nihayet, Allah’u Teâlâ’nın ateşe girenlerden kimlere rahmet buyurmayı dilemişse onları çıkarır. Meleklere, dünyada iken Allah’a ibadet etmiş olanları çıkarmalarını emreder. Melekler de onları çıkarır. Melekler onları secde izlerinden tanırlar. Allah Teâlâ secde izlerini yiyip mahvetmeyi Cehennem ateşine haram kılmıştır. Cennet ile Cehennem arasında yüzü ateşe dönük bir kimse kalır. Ki o, Cennete gireceklerin sonuncusu olacaktır. O kimse:

“Yâ Rab! Yüzümü şu ateşten döndür. Kokusu beni zehirleyip duruyor. Alevi beni yakıp duruyor” diyecek. Adamcağız mütemadiyen duâ ve niyaz yapmaya devam edecektir. Sonunda Allah’u Teâlâ:

“Bu senin dediğin yapılacak olursa, acaba başka bir şey istemeyecek misin?” buyurur. Adam:

“Celâl ve İzzetine yemin olsun ki, hayır!” diyecek. Allah onun yüzünü Cehennem ateşinden Cennet’e doğru döndürünce Cennet’in güzelliğini görecek. Başlangıçta bir süre hayâ ettikten sonra: “Yâ Rab, beni Cennetin kapısına yaklaştır” diyecek.

Allah: “Evvelce başka bir şey istemeyeceğine dair yemin etmiş değil miydin?” diyecek. Adam: “Yâ Rab! Mahlûkatının en bedbahtı ben olmayayım” diyecek. Allah:

“Bunu da verirsem başka bir şey isteyecek misin?” diyecek. Adam:

“İzzet ve celâline yemin olsun ki, hayır!” diyecek.

Cenâb-ı Allah onu Cennetin kapısına yaklaştıracak. O kimse, Cennetin kapısına varıp da, Cennetteki eşsiz güzelliği ve letâfeti, içindeki hadsiz sevinci ve neşeyi görünce, bir süre utancından susacak, ama sonra:

“Yâ Rab! Beni içeriye al!” diye duâ edecek. Allah:

“Âdemoğlu! Sen ne sözünde durmaz kimsesin! Sen verdiğimden başka hiçbir şey istemeyeceğine dair yemin vermiş değil miydin?” buyuracak. Adam:

“Ya Rab! Mahlûkatının en bedbahtı olmayayım” diyecek ve duâ ve niyazına ısrarla devam edecek. Nihayet Cenâb-ı Hak onun da Cennete girmesine izin verecek. Ona:

“İste!” buyuracak. O da uzun boylu isteklerini dile getirecek. Ne arzu ediyorsa isteyecek. İstekleri bitince, Allah Teâlâ: “Bunlardan başka şunu da, şunu da, şunu da, bunu da iste!” buyuracak. İsteyeceği güzel şeyleri Cenâb-ı Hak onun aklına getirecek. Nihayet adam bunları da isteyecek. Adamın istekleri bitince Allah Teâlâ: “Bunların hepsi ve on misli kadar isteklerin hepsi senindir” buyuracaktır.

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.