İçki İçmek Abdesti Bozar Mı?

İçki İçmek Abdesti Bozar Mı?

En çok merak edilen islami meselelerden biri olan içki içmenin abdesti bozup bozmadığı hakkında büyük islam alimleri tarafından açıklamalar yapılmıştır. Yapılan açıklamalarda sahih hadis kaynaklarına dayanarak, içki içmenin abdesti bozmadığı belirtilmiştir. Dolaysıyla yüce kutsal kitabımız olan Kur’an’da da buyurulduğu üzere bazı durumların abdestin bozulmasına neden olduğu buyurulmuştur.

Nitekim Maide suresi 5 ve 6.ayetinde de bu konu hakkında şöyle buyurulmaktadır; ”Hasta veya yolcu olur veya sizden biri ayak yolundan gelir ya da kadınlara temas etmiş olur da su bulamazsanız temiz toprağa teyemmüm edin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin. ”Buradan da anlaşılacağı üzere abdestin tuvalette bulunan şeyler ile bozulması söz konusu olmaktadır.

Örneğin, tuvalette olan eylemler arasında yer alan yellenme durumu, abdestin bozulmasına neden olduğu gibi, gaz çıkarma durumu ve hatta eklemlerin gevşemesine neden olabilecek düzeyde uyku alımı da abdestin bozulmasına neden olan faktörler arasında bulunmaktadır.

Burada, vücut eklemlerinde gevşeme durumuna neden olabilecek düzeyde uyku alımının abdestin bozulmasına neden olabilmesinin sebebi ise, yellenme ihtmalinin yüksek olması sebebiyledir. Kişi bilinci yerinde olmadığından ve istem dışı bir şekilde hareket ettiğinden, yüksek ihtimal ile yellenme durumuna maruz kalabilmektedir.

Dolaysıyla, toplumda bilinenin aksine içki içmek abdesti bozan durumların arasında yer almadığını belirtmekte fayda görmekteyiz. Ancak, buradan bir müslümanın içki içmesinde sakınca bulunmadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Dinimizce haram olan ve aynı zamanda 7 büyük günahlar arasında yer alan içki içme eyleminden bir müslümanın yaşamı boyunca kaçınması ve hatta içki tüketilen veya doğrudan satışı yapılan alanlardan da uzak durması gerekmektedir.

İçkili İken Namaz Kılınabilir Mi?

İçkili iken abdestin bozulmaması, bu durumda namaz kılınacağı anlamı taşımamaktadır. Dolaysıyla Rabbimiz tarafından yasaklanan haram eylemler arasında bulunması sebebiyle, insan bilincinin alt üst olmasına neden olması ve bu durum sonucunda da, bilinç bozukluğuna neden olması sebebiyle, içkili iken namaz kılınması caiz değildir. İçkili bir müslümanın namaz ibadetina başlaması için ilk olarak samimi bir kalp ile tövbe etmesi ve sonrasında bilinci açık bir vaziyette iken namaz abdesti alarak namazı eda etmesi gerekmektedir.

İçkinin Bireylerde Oluşturduğu Tahribatlar Nelerdir?

Öncelikle islami dinini gereği üzere yaşayan bir müminin içki içmesi durumunun söz konusu olamayacağını belirterek, bu kötü ve haram eylemi gerçekleştiren bir kimsenin, beraberinde gerek maddi ve gerekse de manevi yönden yaşayabildiği birçok sorunlara dikkat çekmekte fayda görmekteyiz. Bilimsel olarak da kanıtlanmış olan içkinin bireylerde oluşturduğu tahribatları ise şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Maddi ve manevi yönden iflas etmesine neden olmaktadır.
  • Ruhsal hastalıklara daha kolay maruz kalmasına neden olmaktadır.
  • Felç,alzheimer başta olmak üzere birçok zihinsel hastalıklara daha kolay maruz kalmasına neden olmaktadır.
  • Suçluluk hissi yoğun bir şekilde yaşamasına neden olmaktadır.
  • Karakter bozuklukları rahatsızlığına maruz kalmasına neden olmaktadır.
  • Toplumda soyutlanmasına neden olmaktadır.
  • İş ve sosyal hayatta başarısız olmasına neden olmaktadır.
  • Depresyon hastalığına daha kolay maruz kalmasına neden olmaktadır.
  • Allah’ın rahmetinden uzaklaşmasına neden olmaktadır.
  • Amellerin boşa gitmesine neden olmaktadır.

Daha birçok olumsuzluklara sebep olması ve dinimizce haram olması sebebiyle, her türlü içkiden uzak durulmalıdır.

Etiketler

1 YORUM

  1. Avatar

    Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dalkıran, “On Yedinci Yüzyıl Osmanlı Minyatürlerinde Sıra Dışı Bir Eğilim: Müstehcenlik” adlı makalesinde şöyle demiş:
    “Müslümanların halifeliğini elinde bulunduran Osmanlı imparatorluğunda, XVII. yüzyılda müstehcenliğin görüldüğü sıradan halka ait minyatürlerin yapılması ve bunların Padişahlara ait albümlere kadar girebilmesi dikkat çeken bir husustur.”

    Sorularla İslamiyet sitesinde şöyle bir alıntı geçmektedir:
    Resim haline getirilmiş avret yerlere bakmanın mahzuru hususunda bir şey bulamadım; araştırıla…” [Reddü ‘I-Muhtâr, VI, 373]

    18. yüzyılda doğmuş Hanefi fakihlerinden İbn Abidin’den yapılan bu alıntıyı İslam İlimleri adlı sitede şu şekilde bulabiliyoruz:
    “Dikkat edilsin; acaba şehvetle nakşedilen bir resme, bir surete bakmak harâm mıdır? İşte burada tereddüt yeridir. Yani bu tereddüdler olan bir meseledir. Bunun hükmünü görmedim.Tetkik edilsin.” (İbn Abidin, Reddü ‘l Muhtar, Bakma ve Dokunma Faslı)

    Sorularla İslamiyet sitesinde görülmeyen şehvetle ifadesi bu kaynakta geçiyor, ayrıca mahzur yerine haram kelimesi bulunuyor.

    Şâfiî fakihlerinden Kalyûbî’nin (“وخرج به رؤية الصورة في الماء أو في المرآة فلا يحرم ولو مع شهوة”) ve Becirmî’nin (“وخرج به رؤية الصورة في نحو المرآة ومنه الماء فلا يحرم ولو مع شهوة”) sudaki ve aynadaki görüntüye şehvetle bile bakmanın haram olmadığını söyledikleri belirtilir.

    Hanefi fakihlerinden İbn Abidin ile Şâfiî fakihlerinden Kalyûbî ve Becirmî’nin harama bakmaktan sakınma ve zinaya yaklaşmama konularıyla ilgili ayetleri ve hadisleri bilmedikleri iddia edilemez. Bu ayetleri ve hadisleri bildikleri hâlde resimdeki, suretteki, sudaki ve aynadaki görüntülerle ilgili böyle açıklamalar yapmış olmaları bu görüntülerin aslından yani gerçeğinden farklı olduğu kanaatini taşıdıklarını göstermektedir.

    Fotoğraflarla ilgili olarak günümüzde yapılan “bakılan kendileri değil, resimleridir” (Dinimiz İslam), “Avret bir organın resmine bakmak, o avret organa bakmak gibi değildir. Bir kadının bir erkekte ya da bir erkeğin bir kadında görmesi Allah tarafından yasaklanan organlar avret organlardır. Fakat bunların resim haline getirilmiş şekli o ölçüde bir haram değildir ama sakıncası yoktur da diyemeyiz.” (Faruk Başer) gibi açıklamalara bakıldığında günümüzdeki yorumlarda da bu görüntülerin asıllarından farklı olduğu söylenmektedir.

    İbn Abidin, acaba şehvetle nakşedilen bir resme, bir surete bakmak harâm mıdır? Bunun hükmünü görmedim. dediğine göre bu konuda kitaptan ve sünnetten bir şey bulamadım demek istemiş olabilir.

    Halis Ece Câriye ve Câriye’nin Avreti başlıklı yazısında Hususiyle câriyenin avret yeri mevzuunda, sınırları tâyin eden sarih bir nass yoktur. Kitap’ta ve Sünnet’te bu husus belirtilmemiştir. şeklinde bir açıklama yaparak şu fetvayı aktarmıştır:

    Kişi, kendi câriyesiyle istifraş edebilir, onu yatak hizmetlerinde nikâhsız olarak kullanabilir. Başkalarının câriyeleri de, mahrem (nikâhları kendilerine haram olan, birinci derecede yakın akrabalar) olan kadınlar gibidir.

    Erkekler, mahrem kadınların bakabilecekleri zînet yerleri gibi,başkalarının câriyelerinin zînet yerlerine de bakabilir ve dokunabilirler. Ama mahrem kadınlarında olduğu gibi göbekle diz kapağı arasına bakamaz ve dokunamazlar. Bu mevzuda delil, yukarıda kısaca zikrettiğimiz şu hâdisedir:

    Hazret-i Ömer (r.a.), örtülü bir câriye görmüş, çubukla örtüsüne dokunup: “Şu başörtünü at, ey kokmuş kadın! Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?” demiş. Bu da câriyenin başına, saçına, kulağına… bakmanın helâl olduğunu gösterir.

    Yine Hz. Ömer (r.a.) satılmakta olan bir câriyenin yanına geldi, eliyle kadının göğsüne vurdu ve: “Haydi, alın!” dedi. Eğer câriyenin göğsü haram olsaydı, elbette Hz. Ömer (r.a.) ona dokunmazdı. Kaldı ki insanlar, câriyenin alım-satımı esnâsında kadının derisinin yumuşaklık ve sertliğini öğrenmek isterler. Çünkü buna göre kadının fiyatı değişir. Bundan dolayı câriyenin avreti de diğer mahrem (evlenmesi haram olan) kadınların avreti gibi sayılmıştır. Binaenaleyh bunlarla yalnız başına bulunmak, beraber yola gitmek câizdir. Hem bakıp hem dokunduğu zaman şehvetinin uyanacağından korkan kimse, yalnız bakmakla yetinir. Fakat satın almak istediği câriyeye istek (şehvet) duysa da, yine bakabilir; hatta İmam Ebû Hanife’ye (rh.) göre (şehvetle) dokunabilir de.” [İmam Kasânî, Bedâyiu’s-Sanâyi fî Tertîbi’ş-Şerâyi’, c. 6, s. 2956]

    Halis Ece’nin verdiği bilgilere bakılırsa gözleri harama bakmaktan sakınma ve zinaya yaklaşmama konusunda hür kadınlar ve cariyeler konusunda fark olduğu anlaşılmaktadır. İnsanın aslı değil misali olduğu söylenen fotoğrafların farkı konusunda da açıklamalar ve yorumlar bulunmaktadır. Günümüzde dini sorulara cevap veren sitelerin ve ilahiyatçıların nazarına sunulur.

    https://oiyi.net/