ilişki Anında Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler

Sponsorlu Bağlantı

ilişki Anında Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler

Yiyecekler

ilişki Anında Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler, Cinsel temas halinde erkek ve kadın sarhoş veya uyuşturucu kullanmış olmamaları gerekir. Çünkü D vitamininin azalmasına neden olur. Sonuç olarak da çocuğun kemik gelişimini önünü alır ve kemiğin sertleşmesini önler.
Doktorlar yaptıkları araştırmalarda, geri zekâlı veya gelişimini tamamlayamamış çocukların büyük bir kısmının, anne babasının ilişki anında uyuşturucu kullanmasından veya sarhoş olmasından kaynaklandığı, sonucuna varmışlardır.
Aynı şekilde yiyeceklerin helal ve pak olmasının çocuk üzerinde etkisi çoktur. Bu konuda da çok dikkat edilmeli, yiyeceklerin helal olmasına özen gösterilmelidir.

Anne Babanın Psikolojik Durum

Anne babanın ilişki anında ruhsal ve psikolojik durumları çocuğa etki eder. Bu etki geçmiş dönemlerde hayvanlar üzerinde denenmiştir. Nakledildiğine göre, Hz. Musa (a.s) Hz. Şueyb’in çobanı olduğu dönemde, Hz. Şueyb’le yaptıkları anlaşmaya göre, sürüde siyah beyaz karışık renkte koyun olması durumunda Hz. Musa’ya verecekti. Bu anlaşmadan sonra Hz. Musa (a.s) elindeki asanın bir kısmının kabuğunu soyarak beyaz tarafını çıkardı. Böylece elindeki asa siyah ve beyaz renk oldu. Sonra da beyaz ve siyah karışık renkli bir aba onun üzerine astı. Onu da koç katımının geldiği çiftleşme döneminde koyunların görebileceği yere astı. Yılsonunda koyunların çoğunun siyah-beyaz renkli olduğunu gören Şueyb peygamber şaşırarak nedenini soruduğunda, Hz. İsa, İlişki anındaki düşüncenin nütfeye etki ettiğini söyledi.

Anne-babanın ilişki anında abdestli olmaları, Allah’ın azametini düşünmeleri tavsiye edilmiştir. Çünkü Allah’ı hatırlamak kalbin teskin olmasına neden olur ve çocuğa da olumlu etki eder. Aynı şekilde eşlerin ilişki anıdaki güçlü cinsel arzuları ceninin güzelliği ve zekâsına kesin etki edecektir. İlişki anında kadın ve erkeğin korkmaları veya endişelenmeleri çocuk üzerinde kötü etkiler bırakacaktır. Anne babanın ruhsal huzurları da çocuğa olumlu etkiler bırakacaktır.

Çok yorgun halde ilişkiye girmenin “cenin” üzerinde olumsuz etkileri olur. Cenini zayıf ve güçsüz kılar. Masumlardan (a.s) nakledilen bir hadiste şöyle gelmiştir:

“Yolculuktan döndüğünüz gece ve yolculuğa çıkacağınız günün gecesi birlikte olmayın.”

Gecenin ilk saatinde yorgun beden ve dolu karınla ilişkiye girilmemelidir. Bilakis gecenin sonlarına doğru bedenin yorgunluğu gider ve yemek sindirilir. Bu durum ilişki için daha uygundur. Tecrübeler, gecenin sonuna doğru nütfesi atılan çocukların daha akıllı olduklarını göstermiştir.

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilir:
“Hanımınızla geceleri zifaf ediniz ve ziyafetlerinizi (yemek toplantılarınızı) gündüzleri yapınız”

Doğal Faktörler ve Etkileri

Bazı zamanlar cenin üzerinde özel değişiklikler olmaktadır. Bu değişiklikler kromozomların normal dışı bölünmeleri ve genlerin öneminden kaynaklanıyor olabilir. Bu genlerin değişmesine neden olan bazı etkenler şunlardan ibarettir:

a- Mor ötesi Işınlar

Bu ışınlar faydalı ve zararlı ışınlardır. Nesil ve soylarda değişime yol açar.

b- Bilinmeyen Işınlar

Bu ışınlar başka bir küreden yeryüzüne ulaşırlar. Elbette yılın mevsimlerini, hava durumunu, nem oranı, kuraklığı vs. gösterirler. İlginç olan şu ki, güneş tutulması ve ay tutulması nütfe üzerinde ve şekil değiştirmesinde önemli rol oynamaktadır. Mutasyona (geniş değişme durumuna) inananlar yaptıkları araştırmalarda, yılın mevsimlerinin, havanın sıcak veya soğuk olmasının, hatta havadaki nem oranının cenin üzerinde büyük etkileri olduğunu bulmuşlardır.

Rivayetlerden yapılan araştırmalardan, mekruh olan cinsel ilişki vakitlerinden bazıları olarak; güneş tutulması, ay tutulması, şiddetli rüzgâr, fırtına ve deprem durumları olduğu belirtilmiştir. Bu zamanlarda girilen ilişkinin, oluşacak çocuk üzerinde olumsuz etkileri olacaktır.

c- Kızılötesi Işınlar

Bu ışınların, üreme hücrelerindeki genler üzerinde etkisi vardır.

d-Game Işınları

Gama ışın türleri enerji zerrelerinden olduğundan nüfuz etmek özellikleri fazladır. Bu zararlı ışın güneş ışınlarında da vardır. Genler üzerinde olumsuz etkiler yaparlar. Genellikle otuz yaşından sonra etkileri ortaya çıkar.

Şimdi bu ilginç ve önemli noktaya dikkat ederek bu konuda nakledilen hadise bakalım

Nakledilene göre Resul-i Ekrem Hz. Ali’ye şöyle buyurdu:

“Ya Ali sizi örten bir perde olmadan güneş ışınlarının önünde ilişkiye girme. Zira eğer o anda bir çocuk olursa ölünceye kadar fakir ve perişan olur.”
Bu hadisten çıkaracağımız ilmi noktalardan biri de, güneş ışınlarının önünde olacak bir engelin güneşin zararlı ışınlarından insanı koruyacağıdır. Son dönemlerde yapılan ilmi araştırmalarda, insanlar bu önemli noktanın farkına varmıştır.
Bilindiği gibi ışınların, bedenin ısısı ve nemine doğrudan etkisi vardır. Güneş önünde yapılan cinsel ilişki esnasında insan çok terler. Sonuç olarak da deri ter nedeniyle nemlenir. Vücut ısısı da dolayısıyla yükselir. Bu durumda mor ötesi ışınların bedene olan etkisi çoğalır ve bedendeki kromozomların parçalanmasına ve genlerin olumsuz yönde etkilenmesine yol açarlar. Bazen binlerce olumsuz etkileri olabilir.

Güneş ışınları kalıcı tahribatlar yapabilir. Kromozomlar rahimde tahribata dahi yol açabilirler. İrs yoluyla çocuğa intikal eden bazı özelliklerin de yok olmasına yol açarlar. Bazen yok olan kromozomlar nedeniyle bedende sakatlık bile oluşabilir.

Biyomanyetoloji ilkelerine göre, tüm maddeler dolayısıyla tüm canlılar, zayıf ya da güçlü birer manyetik özelliğe sahiptirler. Her mekânda, tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek ya da düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002).
İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir. Biot – Savar Teorisine göre, hareketli elektrik yükleri manyetik alan oluşturur. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır.

Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002).
İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Diğer bir etken ise uzaydan ve güneşten gelen kozmik ışınlardır. Dubrov (2002) 1228 kişi üzerinde yaptığı deneylerinde kozmik ışınların kalp krizi, işyeri ve karayolu kazaları ve ani şizofren dönemlerle ilişki içinde olduğu sonucuna varmıştır, (Harris, 2002).
EMF sağlık raporunda (1995) mevsimsel stres maksimumlar ile güneş rüzgârının maksimumu arasında ilişki olduğu vurgulanmıştır. İnsan sağlığına zararlı kozmik olaylar uzay arası manyetik alanın radyal bileşeni olduğu zaman en fazla etkiler. Bu olay da güneş rüzgârı dünyadan geçtiği zaman olabilir. Nikolaev ve ark. (1976) 85 tane zihin hastası insan üzerine yapılmış deney sonucunda gök cisimleri arasındaki manyetik alanın pozitif olduğu zaman hastaların sayısının arttığını gözlemiştir, (Parkinson,1983).
Öte taraftan Ay, Güneş ve diğer gök cisimlerinin kütlesel çekim kuvvetlerinin etkileri çeşitli tabiatsal değişikliklere neden olduğu gibi, insan tabiatı üzerinde de geçici rol oynaması şaşılacak bir şey değildir. Neticede, insan da etki alan ve veren bir enerji kütlesidir…
Gezegenlerin, Ay ve Güneşin etkileri, sadece insanlar üzerinde değil; hayvanlar, bitkiler, eşyalar, sular, kısaca canlı veya cansız, doğadaki tüm birimler üzerinde söz konusudur.
Dolunayda enerji potansiyeli en yüksek seviyeye ulaşır. Ancak zorlayıcı ve zarar verici yöndedir. Ayın bu güçlü çekim kuvveti insan vücudunda sıvısal, duygusal, fiziksel artışlara ve dolayısıyla farklı değişikliklere sebep olur. Artan bu enerji gücü elde olmayan çeşitli patlamalara yol açabilir. Kavgalar, cinayetler, dargınlıklar, intihar vakalarında artış gözlenebilir.

Hükmedilmesi zor olan bilinçaltı, sezgiler, kin ve nefretler harekete geçebilir.
Ay’ın dolunay ışığına karşı çok oturan veya uyuyan kişilerin vücudunda gevşeme, tembellik ve miskinlik görülür. Etlerin tatları kolayca değişir, ekşime hızlanır.
Dolunay akabinde soğukluk ve kuruluk artışı nedeniyle iniş başlar. Verimlilik düşer. Damarlarda kan azalır. Büyüme ve gelişme yavaşlar. Zekâda belli bir düşüş görülür. Hasta olanların bedenleri zayıflar ve şikâyetleri artar. Hayvanlarda saldırganlık isteği azalır. Bitki, ağaç, çiçek ve sebzeler iyi gelişmez. Lezzetli olmaz.
Daha sonra da açıklama yapacağımız gibi bazı zamanlarda cinsel birleşmenin cenin üzerinde olumsuz etki bırakmasının nedenlerinden bir de budur. Bundan dolayı ayın belirli zamanlarında veya günün belirli zamanlarında cinsel ilişkinin yapılmaması tavsiye edilmektedir.
Daha önce de dediğimiz gibi birçok ışın insan vücuduna zararlıdır. Uzayda saniyede yaklaşık 300.000 km gibi çok yüksek hızlarla hareket eden bu ışınlar kolaylıkla insan vücuduna nüfuz edebilir ve vücudu oluşturan biyolojik hücrelere hasar verebilirler. Ayrıca, bu ışınların hücrelerin kimyasal yapılarını değiştirmeleri de mümkündür. Özellikle elektrik yüklü ışınlar saniyenin binde biri gibi çok kısa süre içinde hücre moleküllerini etkileyebilirler.
Bu anlattıklarımızdan ulaşmak istediğimiz sonuç şudur ki, doğada insanı etkileyen görmediğimiz hatta farkına dahi varmadığımız birçok etken vardır. Hatta bütün gün ve saatlerin insan hücrelerinde belirli etkileri vardır. Kadınların adet döneminden tutun, uyku, istirahat, çalışma, sinir sistemi, cinsel ilişki ve diğer şeylerde etkisi vardır.
Buradan da din büyüklerimizin iyi ilişki zamanı, kötü ilişki zamanı konusunda buyurduklarının çok büyük hikmetleri ve nedenleri olduğu anlaşılmaktadır.
Aşağıdaki olay bu iddiamıza bir örnektir.
İskender Zulkarneyin’in babası kendi asrının bilginlerindendi. Yıldız ilmi ve astronomi konularında uzmanlığı vardı. Bir akşam eşine “Uyanık ol ve şu yıldıza bak. Yıldız bu muayyen yere vardığında eğer bir çocuğun nütfesi oluşursa, o çocuk dünyanın en bilginlerinden biri ve sonsuz yaşama sahip olacaktır. İskender’in halası orada idi ve denilenleri duydu. Bu konuyu eşine açtı. Yıldız denilen yere vardığında eşiyle ilişkiye girdi ve bunun sonucunda Hızır peygamber dünyaya geldi.
Ama İskender’in babası uyuya kaldı. Uyandığı zaman iş işten geçmişti. O yıldız belirlediği yerden geçmişti. İskender’in babası “Kırk yıldır bu anı bekledim, fakat yine de o yıldız öyle bir yerde ki, şu anda bir çocuğun nütfesi oluşursa, o çocuk dünyayı gezecektir” dedi. O ilişkinin sonunda da İskender Zulkarneyn dünyaya geldi.
İslam dini geçmiş asırlarda tıp ve araştırma merkezleri olmadan öyle ilmi gerçekleri insanlara açıklamış ve uyulmasını istemiştir ki, günümüz bilim adamlarını hayrette bırakmıştır. Yüce ve kâmil bir din olan İslam dini, bu konuda da en ince ayrıntılara dikkat etmiş ve gerekli olan uyarıları yapmıştır. Örneğin ay sonunda ilişkiye girmeyi mekruh sayarak bu amelin oluşacak çocuğun fiziki ve ruhsal durumunda olumsuz etki bırakacağını söylemiştir.
İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurdu:
“Ayın sonunda ilişkiye giren, çocuğunu düşürmeye de hazırlıklı olmalıdır.” 
Ayın başında ve ortasında da ilişkiye girmeyi tavsiye etmeyen rivayetler nakledilmiştir. İmam Ali, Ramazan ayının ilk günü akşamı ilişkiye girmenin müstehap olduğunu söylemiştir. İslam’ın buyurduğu birçok gerçekleri daha yeni keşfeden insanlık, İmam Ali’nin bu sözünü şu ana kadar keşfetmiş değil. Ramazan ayının bu ilk gecesinde ayın nasıl bir manyetik etki bıraktığına, tabiatı nasıl etkilediğine ve olumsuz ışınların nasıl etkisiz kaldığına vakıf olmuş değil. Bir gün beşer ilminin bu konulara da ışık tutmasını ümit ediyoruz.

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.