Korkusuz ve Cesur Olmak

Sponsorlu Bağlantı

Korkusuz ve Cesur Olmak

Korkusuz ve Cesur Olmak, Gerçek bir davetçinin özelliklerinden biri de, sapmalar karşısında direnip tam bir katiyetle durmak ve Allah’ın dışında kimseden korkmamaktır. Onlar, Allah’ın risaletini tebliğ edenler, O’ndan içleri titreyerek korkanlar ve Allah’ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Ayrıca başkalarının sapmalarının kendisine bir zararı olmayacağını bilmelidir. Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. Davetçinin görevi, korkusuzca bidatlerin önünü almaktır. Bu, Allah’ın ondan almış olduğu bir ahittir.

Ümmetimde bidatler ortaya çıktığı zaman, âlimin ilmini açığa vurması gerekir ve her kim böyle yapmazsa, Allah’ın laneti ona olsun. Davetçi, tıpkı Kur’an gibi suçluların yollarını, yöntemlerini ve oyunlarını deşifre etmelidir. Suçlu günahkârların yolu apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz. Davetçi, gerçekleri söylemede cesur olmalı, zorba ve müstekbirlerden korkmamalıdır. Hiçbir sebepten dolayı hakikatleri gizlememelidir. Hz. İbrahim (a.s) örneğinde olduğu gibi inkârcılara karşı tam bir cesaretli duruş sergilemelidir:

Andolsun Allah’a, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. Hz. Musa, Samiri’yi azarlayıp buyurdu ki:
Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denize savuracağız. Dini tebliğ eden mübelliğ bu yolda kınayıcıların kınamasından hiçbir şekilde çekinmez.
Allah yolunda cihat eder ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Allah Resulü (s.a.a), Muaz’ı tebliğ etmek için Yemen’e yolladığı vakit, ona şöyle buyurdu: Ey Muaz, Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkma.
Gerçek ve cesur bir davetçi, gerektiği yerde inkârcılara arkasını döner ve tam bir açıklık ile şöyle der: Sizin dininiz size, benim dinim bana.

Acaba Allah Resulü’nün (s.a.a) güçlü Rum ve İran imparatorlarına mektup yazmasının nasıl bir cesaret istediğini biliyor musunuz? Allah Resulü’nün (s.a.a) fazıl evladı İmam Humeyni’nin (r.a), ondan asırlar sonra Sovyetler Birliği başkanına mektup yazması, onu İslâm’a davet etmesi ve Amerikan başkanından ise en nefret edilen kişi olarak söz etmesi, şaşırtıcı değil midir? Zira o, bu cesareti büyük ceddi Allah Resulü’den (s.a.a) miras almıştır. Tarih boyunca cesaretli insanlar, hiçbir zaman zorbalardan ve zalim sultanlardan çekinip korkmamışlardır.
Bir gün Abdülmelik İbn Mervan yolda bir bedeviye rastladı, onun ile konuşmak için atının dizginini çekti ve onu durdurdu. Abdülmelik İbn Mervan’ı tanıyor musun? diye sordu. Bedevi cevap verdi: Evet tanıyorum, o, hidayete ermesi mümkün olmayan bir zalimdir! O da dedi ki: Yazıklar olsun sana, ben Abdülmelik’im. Bedevi şöyle dedi: Allah sana uzun ömür vermesin, sana mal ve mülk bağışlamasın ki Allah’ın malını yedin ve O’nun itibarını zedeledin

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.