Nefis Terbiyesinde Ramazan Orucunun Rolü Nedir

Sponsorlu Bağlantı

Nefis terbiyesinde özellikle Ramazan orucunun rolü çok büyüktür. İlk insandan günümüze insana nefsini terbiye etmesi, nefsine yenik düşmemesi, onunla mücadele etmesi önerilmiş ve hatta emredilmiştir. Ama ne yazık ki, insanoğlu bu öğüdü layığı ile yerine getirememiştir. Günümüze kadar genel itibari ile gaflet içinde olmuş ve yaratıcının kendisinden istediği nefsi terbiyeye tam anlamı ile ulaşabilmiş değildir. Ve insanlığın içinden Nemrutlar, Firavunlar ve bunların benzerleri olan milyonlarcası çıkmıştır.

İnsanlık var edildiği ilk günden bu yana nefsine kötülük yapma duygusu yerleştirilmiş ve bununla mücadele etmesi istenmiştir. İslami açıdan bakıldığında bunu imtihan olmanın gereğinden olsa gerek diye düşünmek gerekir. Çünkü imtihan varsa mükâfat vardır ve imtihan varsa ceza vardır. Allah adaleti böyle tecelli ettirir ve kimseye boşu boşuna cennet kapılarını açmaz ve kimseyi de hak etmediği halde cehennemine atmaz. Her kişi yapıp ettikleri neticesinde kendi sonunu belirler ve sınıfı ya geçer ya da kalır.

Ramazan Ayı Neyi Anlamamızı Sağlar?

Ramazan ayı ve bu ay içerisinde tuttuğumuz oruç en zenginimizden en fakirimize kadar bu mülkün sahibi olmadığımızı ve sadece kiracı olduğumuz bilincini aşılar.

Sınırsız ve sonsuz bir hürriyete sahip olmadığımızı ve kendisine emredilenlere karşı yükümlü olan bir ölümlüden ibaret olduğumuz bilincini kazandırır.

Çünkü oruçlu iken aslında çok basit ve sıradan bir eylem olan yemek, içmek ve diğer insanı aktiviteleri yapamaz hale gelen ve bununla yükümlü olan bir kuldan ibaret olduğumuz gerçeğini bir kez daha bize hatırlatır.

Oruçlu iken insan, eli suya bir kulaç mesafesinde iken uzatamayacağını anlar ve kendisinin bir yaratıcı değil bir yaratılan olduğunu idrak eder ve kendisinden beklenen şükretme duygusunu benliğinde hisseder.

Oruç sayesinde insan nefsinin sürüklediği kötü duygulardan uzak kalır, arınır ve güzel bir ahlaka kavuşarak kötü bir ahlakla yuvarlanıp gitmesinin önüne geçilir.

Kişi oruçlu iken Allah’ın yarattığı nimetlere ne kadar ihtiyacı olduğunu, taşıdığı bedenin aslında ne kadar narin ve zayıf olduğunu, çelik gibi sandığı iradesinin aslında basit nimetlere karşı bile ne kadar bağımlı olduğunu ve dolayısı ile kendisini yaratanın merhametine, rahmetine ve şefkatine ne kadar muhtaç olduğunu idrak ediyor.

İşte tüm bunların neticesinde Ramazan ayında tuttuğu oruç sayesinde insan, nefis açısından bir terbiyeden geçiyor ve kendisini yaratanı tanıyor, kendisini tanıyor, ne olduğunu biliyor ve bir anlamda tekâmül ediyor ve bir bilince ulaşıyor.

Ulaştığı bu bilinci de tüm hayatı boyunca taşıması ve bunu hayatına tam olarak yansıtması sağlanıyor.

Böylece güzel ahlakla ahlaklanan “kâmil” bir insan profili ortaya çıkıyor ki, Allah’ın da kulundan istediği mertebe tam da budur.

Peki, bu mertebeye takvimler 2017 senesini gösterirken kaç insan ulaşabilmiştir. Orası muamma ve bunun cevabını sadece yüce yaratıcı bilir. Ancak, insanlığın kendi eliyle içine düştüğü ve halen içinden çıkamadığı durum da ortadadır.

İnsana düşen, verilen vazifeyi layıkı ile yerine getirmeye çalışmak ve şükretmektir

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.