Oruç İbadeti Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Sponsorlu Bağlantı

ORUÇ KELİMESİNİN DİL BİLGİSİ

Ramazân-ı şerîf orucu, hicretten bir buçuk sene sonra farz kılınmış olup kitap, sünnet ve icmâ ile farzdır.

Oruç: Savm ve Sıyâm: Fecr-i sâdıktan (sabah namazı vakti) başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsî yakınlıktan nefsi tutmaktır. Farz, vâcib, nâfile ve mekrûh çeşitleri vardır.

Sahur: Seher vaktinde yenen yemektir. “Seher” de ikinci fecir (sabah namazı vaktin)den biraz evvel olan vakittir.

İmsâk: Orucu bozan şeylerden nefsi hakikaten ve hükmen tutmaktır. İftarın zıddıdır.

İftâr: Güneşin batışından sonra orucu açmaktır. Oruçlu iken orucu bozacak bir şeyin yapılması da bir iftardır.

Fecr-i Kâzib: Birinci fecir. Gökte uzunlamasına bir hat şeklinde beliren iki tarafı karanlık olan beyazlıktan ibaret olup az sonra kaybolur, kendisini karanlık takip eder. Bundan sonra Fecr-i sâdık (sabah namazının vakti) meydana gelir.

Fecr-i Sâdık: İkinci fecir. Sabaha karşı doğu ufkundan yayılmaya başlayan beyaz bir aydınlıktan ibaret olup sabah namazı vaktidir. Temkîn: Astronomik olarak hesaplanan vakitlerin fıkhî esaslara uygun hale gelmesidir. Temkin, sadece ihtiyat için yapılmış bir düzeltme değil, fıkhî olarak yapılması zarûrî bir düzeltmedir. Eyyâm-ı Biyz: Kamerî ayların 13-14-15. günleridir. Bunlarda tutulan oruç müstehabdır. Ayın en parlak günleri olduğundan biyz denmiştir. Iyd-ı fıtır (iftar bayramı): Iyd bayram demektir. İmsâke son verildiği için Ramazan bayramının ismidir.

Sadaka-i Fıtır: Ramazân-ı şerîfin sonunda verilmesi icâb eden belli miktardaki sadakadan ibarettir.

Fidye: Bir fakirin sabahlı ve akşamlı bir günlük yiyeceği demektir ki, bu sadaka-ı fıtır yani fitre mikdarıdır.

ORUÇLARA ÂIT NIYETLER

  • Ramazân-ı Şerîf ayı orucunun her günü için ayrıca bir niyet lâzımdır.
  • Ramazan orucu, tayin edilmiş adak ve mutlak nafile oruçlar için niyetin vakti güneşin batışından başlayarak kaba kuşluğa kadar devam eder.
  • Bütün kaza ve keffaret oruçları ile mutlak adak oruçları için niyetin gece veya ikinci fecrin başlamasından evvel yapılması lazımdır.
  • Bir kimse Ramazân-ı Şerîfte Ramazan olduğunu bildiği halde oruca ve iftara niyet etmemiş bulunsa oruçlu bulunmuş olmaz.
  • Bir kaza orucuna sabah vaktinin girmesinden sonra niyet sahîh olmayacağından nafile oruca başlanılmış olur. Şayet bozulacak olsa kazası lâzım gelir. Çünkü başlanılmış bir ibadeti yarım bırakmak caiz olamaz.
  • Bir kimse, geceleyin herhangi bir oruç için niyet ettiği halde sabah vaktinin girmesinden evvel bu niyetinden dönse bu dönmesi sahîh olur. Fakat oruçlu bir kimse, orucunu bozmaya niyet ettiği halde bozmazsa sırf bu niyetle orucu bozulmuş olmaz.
  • “İnşallah yarın oruç tutmaya niyet ettim” diye yapılan bir niyet sahihtir.

Fakat: “Yarın davete çağırılırsam iftar etmeye, çağrılmazsam oruç tutmaya” diye yapılan bir niyet muteber değildir. Böyle tereddütlü bir niyetle oruç tutulmuş olmaz.

  • İstivâ; kaba kuşluk vaktine kadar niyet caiz olan oruçlarda gündüz niyet edildiği takdirde istivadan önce niyet edilmesi gerekir ki Niyet günün ekserisinde bulunmakla hükmen tamamında bulunmuş olsun.
  • Orucu bir veya bir kaç ramazandan kazaya kalmış olan, bunları kaza ederken “üzerine kazası ilk icap etmiş olan oruca” diye niyet eder. Yalnız kazaya niyyet etmesi de kâfidir.

ORUCUN ŞARTLARI

Orucun farz olmasının şartları vardır. Oruç ile mükellef olmak için müslüman, akıllı ve bâliğ (ergen) olmak şarttır. Bu vasıflar olmayan bir şahıs için oruç farz değildir. Ancak akıllı ve mümeyyiz olan (hayrı, şerri ayırabilen) bir Müslüman çocuğun orucu nafile olarak sahih olur. Orucun edası farz olmak için sıhhatli ve mukîm olmak şarttır. Hasta veya yolcu olanların bu halde oruç tutmaları icap etmez. Bunlar bilâhare kaza ederler. Fakat tutmaları daha hayırlıdır. Bir orucun edası sahih olmak için niyet etmek ve hayz ile nifas olmamak şarttır. Niyet edilmeksizin tutulan bir oruç, muteber değildir. Hayız veya nifas halinde bulunan bir kadının oruç tutması da sahih olmaz. Ramazan-ı şerîf orucunu bilâhare kaza etmeleri lâzım gelir.

ORUÇLUYA MÜSTEHAP OLAN ŞEYLER

  • Oruç tutacak kimsenin sahur yemeği yemesi müstehaptır. Sahur vakti, gecenin sonudur. Sahur yemeği oruç için insana kuvvet verir. Sahurun geciktirilmesi müstehap ise de ikinci fecre yani sabah namazının vakti girip girmediğinde şüphe edilecek zamana kadar geciktirilmesi mekruhtur.
  • Oruç hali namazda kalbin huzuruna mâni olmasın diye vakit girince iftarı acele etmek yani akşam namazı kılmadan evvel oruç açmak müstehaptır.
  • Akşamleyin iftar esnasında duâ edilmesi sünnettir.
  • Orucu hurma ile açmak sünnettir.
  • Oruçlunun yakınlarına, fakirlere fazla ihsan etmesi ve sadaka vermesi müstehaptır.
  • Oruçlunun mümkün olduğu kadar gece ve gündüz Kur’ân-ı Kerîm okuması, Allâhü Teâlâ’yı zikretmesi, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’e salevât-ı şerîfe okuması ve ilim ile meşgul olması müstehaptır.
  • Oruçlunun lüzumsuz sözlerden dilini tutması da müstehaptır. Gıybetten, nemimeden (söz taşımaktan) kaçınmak her zaman lazımdır, bu hususlara Ramazan-ı şerîfte daha çok dikkat edilmelidir.

Ramazan-ı şerîfte oruç tutmaya mâni olacak derecede vucûda zafiyet veren işlerde -mümkünse- bulunmamalıdır.

Kat’î bir zaruret bulunmadıkça kendisini pek ağır işler ile yorarak oruç tutamaz bir hâle getirmek uygun değildir.

RAMAZAN AYI, ORUÇ VE TERAVİHİN FAZİLETİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

  • Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: Ademoğlunun yaptığı her amel(in sevabı) on mislinden yedi yüze kadar katlanır. “Ancak oruç hariç. Çünkü oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm. Zira oruç tutan benim için şehvetini, yemesini içmesini terk eder.”
  • Oruç cehenneme karşı kalkandır.
  • Oruçlu için iki ferah (sevinç) vardır: Biri iftar ettiği zamanda, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu zamandadır.
  • Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (Müslim)
  • “Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, Cehennem kapıları kapanır, hiçbir kapısı açılmaz, Cennet kapıları açılır ve hiçbir kapısı kapanmaz. Bir nidacı şöyle söyler:

‘Ey hayır işlemek isteyen, gel, ey günah işleyecek olan, günahtan vazgeç.’

(Ramazan ayında) Allâh’ın cehennemden âzâd ettiği kulları vardır. Bu, Ramazan’ın her gecesi böyledir.”

  • “Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek terâvih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.

Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.

Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Müttefekun aleyh)

  • “Kim ki, yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, Allâhü Teâlâ o kimsenin yemeyi, içmeyi bırakmasına bir kıymet vermez.. “
  • Ramazan ayın(da günahlar)dan sakınınız. Çünkü diğer zamanlarda olmadığı kadar sevaplar kat kat verilir. Günahlar da böyle kat kattır.

“ORUÇ KALKANDIR”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

  • “Hadîs-i Kudsî’de Allâhü Teâlâ şöyle buyurur:

‘Ademoğlunun işlediği her hayır ve ibâdet kendisi içindir, yalnız oruç hariç. Çünkü o, sırf benim içindir ve onun mükâfâtını da ancak ben veririm.” (Muttefekun aleyh)

  • Oruç (dünyada günahlara, âhirette de cehenneme karşı) bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu günde fena söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Şayed kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyen olursa “Ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin. Allâh’a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu, Allâh katında misk kokusundan daha hoştur.

Oruç sadece yemek, içmek ve orucu bozan şeyleri terk etmekten ibâret değildir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.);

“Nice oruçlular vardır ki ona orucundan kalan sadece açlığı ve susuzluğudur.” buyurmuşlardır.

Muhakkak her âzânın oruçta bir hissesi vardır. Bütün âzâları, Allâh’ın hoş görmediği amellerden sakındırmak lâzımdır.

Gözün orucu, onu harama bakmaktan korumaktır. “(Harama) bakmak İblis’in zehirli oklarından bir oktur. Kim gözünü harama bakmaktan meneder, tutarsa Allah onun kalbine lezzetini hissedeceği îman verir.” buyurulmuştur.

Dilin orucu onu faydasız sözden menetmek, tutmak, sadece faydalı şeyleri konuşmaktır.

Kulağın orucu onu gıybet gibi Allâh’ın haram kıldıklarını dinlemekten tutmaktır. Zira dinleyen, günahda söyleyene ortaktır. Elin orucu haramı tutmamak, ayağın orucu harama gitmemektir.

Hâsılı bütün bedeni dînin hoş görmediği şeylerden uzak tutmak lâzımdır.

Oruçtan maksad nefsin şehvetini kırmaktır. Böyle olunca oruçlunun iftarda ve sahurda aşırı yemesi, diğer zamanlarda iki defada yediğini bir defada yemesi doğru olmaz.

Oruçlu gündüz işinin ağırlığına göre işine ve ibâdetine yetecek, kuvvet verecek kadar yemelidir.

NAFİLE ORUÇLAR

Oruç tutulması haram ve mekruh olmayan günlerde kişi istediği zaman nâfile oruç tutabilir. Nafile oruç, farz olan Ramazan orucundan başka olarak tutulan oruçlardır ki sünnet, müstehap, mendup diye isimlendirilirler:

Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır.

Muharrem ayının onuncu günü ile bir önceki veya bir sonraki gün ile birlikte oruçlu geçirilmesi sünnettir.

Kamerî (ay) takvim hesabına göre “Eyyam-ı bîyz” denilen her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde üç gün oruç tutmak müstehaptır.

Her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak da Peygamberimiz’in teşvik ettiği nâfile oruçtur.

Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak müstehaptır.

Haram aylar yani “Eşhuru hurum” denilen Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarının perşembe, cuma ve cumartesi günlerinde oruç tutmak müstehaptır.

Şâban ayında oruç tutmak müstehaptır.

MEKRUH ORUÇLAR

Ramazan-ı şerîf bayramının birinci gününde ve Kurban bayramının dört gününde tutulacak oruçlar tahrîmen mekruhtur. Çünkü o günler, Allâhü Teâlâ’nın kullarına birer ziyafet günüdür, bu ziyafetten kaçmak muvafık değildir.

“Nevruz” denilen ilkbahar gününde ve “Mehrican” denilen sonbahar gününde bilerek tutulan oruçlar tenzihen mekruhtur. Çünkü bu günlere hürmet edilmiş gibi olur. Halbuki bunlara tazim; hürmet etmek haramdır. Mutad olan bir oruç, bugünlerden birine tesadüf ederse bu mekruh değildir.

Yalnız cuma veya yalnız cumartesi gününde ve bilhassa Muharrem ayının yalnız onuncu (âşûrâ) gününde tutulan oruç da tenzihen mekruhtur. Bir önceki veya bir sonraki gün ile beraber tutulmalıdır. Akşam iftar edilmeyip iki üç gün peşpeşe oruç tutmak da mehruhtur. Nafile oruçta memduh olan (tavsiye edilen) bir gün oruç tutup bir gün iftar etmektir ki buna da Savm-i Dâvûdî; Hz. Dâvûd orucu denilir. Ücretle hizmet eden kimse, hizmetini aksatacaksa iş verenin rızası olmadıkça nafile oruç tutamaz. Fakat böyle bir zarara sebep olmazsa iş verenin iznine bakmaksızın oruç tutabilir.

Üzerinde Ramazan-ı Şerîften kazaya kalmış oruç bulunan kimsenin nafile orucu tutması mekruh değildir.

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.