Peygamberimiz Nasıl Dua Ederdi

Sponsorlu Bağlantı

Peygamberimizin duası,Peygamberimiz Nasıl Dua Ederdi,nasıl dua edilir,dualar,peygamberimizin duaları,dua öğrenme hakkında detaylı bilgiye yazımızdan ulaşabilirsiniz

Peygamberimiz Nasıl Dua Ederdi

Duanın lügat anlamı; yardım talep etmek, çağırmak, istemek demektir. Dua bir kulluk görevidir. Kulun Allah’a muhtaç olduğunu acizliğini gösterir. Bu da ibadetin özünü teşkil eder. Dua Allah (C.C.) ile kul arasında yakınlık kuran büyük bir iletişimdir. Kulun elde edemeyeceği şeyleri Allah’tan talep etmesidir. Allah (C.C.) Kur’an- Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, bende duanıza icabet edeyim; Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, horlanarak cehenneme gireceklerdir.”

Allah (C.C.) ayeti kerimeden de anlaşılacağı gibi bizden dua etmemizi açıkça istemektedir. Yapılan dualara ise cevap vereceğini bildirmektedir. Hikmet sahibi olan yüce Rabbimiz hiçbir duayı cevapsız bırakmaz. İstenen şeyin ya aynısını veya daha iyisini verir. Bizim için hangi istek hayırlıdır, biz bilemeyiz.

Hikmet sahibi Allah (C.C.) daha iyi bilir. Bazen de dualarımızın karşılığı ahirette verilir. Kul bir felaketle veya herhangi bir belaya maruz kaldığı zaman Allah’a bu belanın veya felaketin kalkması için uzun uzun yalvararak dua eder. Bu da bir ibadettir. Allah’ı unutmamak ve hep hatırlamak için bela ve musibetler çoğu zaman Peygamberlere, velilere ve Salih kullara isabet etmektedir.

Peygamberimiz Nasıl Dua Ederdi, Peygamberimiz (S.A.V.) de Mü’minleri dua etmeye teşvik etmektedir. Hadis-i Şeriflerde şöyle buyrulmuştur: “Şüphesiz ki dua bir ibadettir.” “Allah indinde duadan daha kıymetli bir şey yoktur.” “Dua rahmetin anahtarıdır.” “Dua Mü’minin silahı, dinin direği, semavat ve arzın nurudur.” “Dua kazayı defeder.” “Dua belayı defeder.”

Peygamberimiz (S.A.V.) geçmiş ve gelecek bütün günahları af edilmiş olmasına rağmen gece gündüz çok çok dua ve tövbe ederdi. Ashabının da kendisine dua etmesini isterdi.

Peygamberimiz (S.A.V.) Allah (C.C.) katında çok değerli bir peygamber olduğu için O’nun duası makbuldü. Ümmetine ve ashabına çok çok dua ederdi. Hz. Huzeyfe (R.A.) der ki; Peygamberimiz (S.A.V.) kime dua etmiş ise yalnız kendisi değil çoluk çocuğu da hatta torunları da bu duadan istifade ederdi.

Peygamberimiz (S.A.V.) hizmetinde bulunan Enes (R.A.)’e; “Allah’ım! Onun malını evladını çoğalt.” Diye dua etmiştir. Bunun üzerine Enes (R.A.)’in malı, çocuk ve torunları pek çok olmuştur.

İslam’ın kuvvetlenmesi için Hz. Ömer (R.A.)’e de dua etmiş ve bu duası da kabul edilmiştir. Halifeliği döneminde de çok büyük fetihler yapmıştır. Ebu Hureyre’nin müşrik olan annesine de İslam’a girmesi için dua etmiş, çok geçmeden duası kabul edilmiştir.

Devs kabilesi ve Sakifiler’in hidayeti için de dua etmiş duası kabul edilerek, Müslüman olmuşlardır. Bunun dışında sayılmayacak kadar çok kişiye, topluma dua etmiş ve bu duanın bereketiyle hidayet bulmuşlardır.

Peygamberimiz Nasıl Dua Ederdi, Peygamberimiz (S.A.V.) Kur’an-ı Kerim’de geçen şu duayı hep yapardı: “Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! Derler.” (Bakara Suresi, 201)

Peygamberimiz (S.A.V.)’in sık sık yapmış olduğu bir kısım dualarda şöyledir: “Allah’ım huşu duymaz bir kalpten sana sığınırım, dinlenmeyen bir duadan sana sığınırım, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden bu dört şeyden sana sığınırım.” (Tirmizi, Nesâi)
“Allah’ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten, sana sığınırım. Keza kabir azabından sana sığınırım. Hayat ölüm fitnesinden sana sığınırım.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)
Duaların kabul edilmesi için Allah’a iman, itaat ve mutlaka hayırları talep etmek gerekir. Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir: “Kullarım sana, beni sorduğunda söyle onlara: Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.” Duaların kabulü için, Allah’ın farz kıldığı ibadetleri yapmak ve kul hakkından sakınmak gerekir.

Ayrıca insanın yediği ve içtiği şeylerinde helal olması lazımdır. Dua ederken bütün sebeplere yapışmak ve çalışmakta gerekir. Peygamberimiz (S.A.V.) bir kısım Hadis-i Şeriflerde şöyle buyurmuştur: “Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ’ya hamdu sena ederek, başlasın sonra Peygambere (S.A.V.) salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Tirmizi, Ebu Davud, Nesâi)
“Kul Rabbine  en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise (secde de) duayı çok yapın.” (Müslim, Ebu Davud)
“Ezanla kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” (Ebu Davud, Tirmizi)
Duanın kabul edilmesi için en kıymetli olan vakitler şunlardır; Farz namazlarından sonra, Cuma gecesi, Recep Ayının ilk gecesi, Şaban Ayının 15. Gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramları geceleri, iftar vakti, gecenin son üçte birinde yani gecenin sonunda yapılan dualardır. İnanan bir insanın hiçbir zaman duayı terk etmemesi gerekir.

Resulullah (S.A.V.) selam verip (namazdan çıkınca) üç kere istiğfarda bulunup şöyle derdi: “Allahümme ente’s selam ve minke’s selam tebarekte ve tealeyte ya ze’l celali ve’l ikram. “Allah’ım sen selamsın selamet de sendedir. Ey Celal ve İkram sahibi sen münezzehsin, sen yücesin.” (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesâi)
Resulullah (S.A.V.) teheccüd (gece) namazı kılmak üzere kalkınca ise şu dua okurdu:  “Allah’ım, Rabbimiz! Hamdler sanadır. Sen arz ve semavatın ve onlarda bulunanların kayyumu ve ayakta tutansın, hamdler yalnızca senin içindir. Sen semavat ve arzın ve onlarda bulunanların nurusun, hamdler yalnızca sanadır. Sen haksın, va’din de haktır. Sana kavuşmak haktır, sözün haktır. Cennet haktır, cehennem de haktır. Peygamberler haktır. Muhammed (S.A.V.) de haktır. Kıyamet de haktır.

Allah’ım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Hasmına karışı senin (burhanın) ile dava açtım. Hakkımı arama da senin hakemliğine başvurdum. Önden gönderdiğim ve arkada bıraktığım hatalarımı affet, gizli işlediğim, alenî yaptığım, benim bilmediğim senin benden daha iyi bildiğin hatalarımı da affet! İlerleten sen, gerileten de sensin.

 

Senden başka Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Kim akşam ve sabaha erdiği zaman; “Rabb olarak Allah’a, din olarak İslam’a, resul olarak Muhammed (S.A.V.)’e razı olduk” derse onu razı etmek de Allah üzerine bir hak olmuştur.” (Ebu Davud, İbnu Mace)
Resulullah (S.A.V.) yatağına girdiği zaman da şu duayı okurdu: “Bize yedirip içiren, ihtiyaçlarımızı görüp, bizi barındıran Allah’a hamdolsun. İhtiyacını görecek, barınak verecek kimsesi olmayan niceleri var!” (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)
Hz. Peygamber (S.A.V.) geceleyin uyanınca da şu duayı okurdu: “Allah’ım! Seni hamdinle tenzih ederim. Senden başka ilah yoktur. Günahım için affını dilerim, rahmetini talep ederim. Allah’ım ilmimi artır, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptırma. Katından bana rahmet lütfet. Sen lütfedenlerin en cömerdisin.”

Resulullah (S.A.V.) evinden çıktığı zaman ise şu duayı okurdu: “Allah’ın adıyla. Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım! Zillete düşmekten, dalalete düşmekten, zulme uğramaktan, cahillikten hakkımızda cehalete düşülmüş olmasından sana sığınırız.” (Tirmizi, Ebu Davud, Nesâi, İbnu Mace)
Peygamberimiz (S.A.V.) sefere çıktığı zaman da şu duayı okurdu: “Bismillah! Allah’ım! Sen seferde arkadaşım, ailemde vekilimsin. Allah’ım, yolun meşakkatlerinden, üzüntülü dönüşten, mal ve ailede vukua gelecek kötü manzaradan sana sığınırım. (Muvatta)
Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki: “Balığın karnında iken, Hz. Yunus (R.A.)’un yaptığı dua şu idi; Lâ ilahe illa ente subhaneke inni küntü mine’zzalimin. Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Seni her çeşit kusurlardan tenzih ederim. Ben nefsime zulmedenlerdenim. Bununla dua edip de, icabet görmeyen yoktur.” (Tirmizi)
Hz. Peygamber (S.A.V.) üzüntü sırasında ise şu duayı okurdu: “Halim ve azim olan Allah’tan başka ilah yoktur.

Büyük Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Kıymetli Arş’ın Rabbi, arzın Rabbi, semavatın Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, İbnu Mace)
Hz. Peygamber (S.A.V.) yemek ve içmek istediğinde şu duayı okurdu: “Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.” (Tirmizi, Ebu Davud, İbnu Mace)
Resulullah (S.A.V.) ölümünden önce ise şu duaları çok tekrar ederdi: “Subhanallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etubu ileyh. Allah’ım seni hamdinle tesbih ederim, mağfiretini dilerim, günahlarıma tövbe ederim.”

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir cevap yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 Nurcan 14 Kasım 2016 Cevapla
0 1

Bunları okuyunca içimden hemen dua edesim geldi. Teşkürler. Çok faydalı bilgiler herkesin okumasını tavsiye ediyorum.