Ramazan Ayı Fazileti


Ramazan Ayı Fazileti

Ramazan ayı, kamerî aylardan adı Kur’ân-ı Kerim’de geçen tek aydır. İslâm’ın beş ana temelinden biri olan oruç ibadetinin Ramazan ayında yerine getiriliyor olması, bu ayın önemini ortaya koyar.

Ramazan Kelimesinin Anlamı

Bu kelimenin nereden geldiği haliyle manasının ne olduğu konusunda farklı fikirler mevcuttur.

a) Ramazan kelimesi, sonbahar mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü pislikten temizleyen yağmur anlamındaki “ramdâ’’ kelimesinden üretilmiştir. Bu yağan yağmur, yeryüzünü yıkayıp arındırdığı gibi Ramazan ayı da iman edenler insanları günahlarından yıkayıp arındırır.

b) Ramazan kelimesi, güneşin ateşi ve şiddetinden taşların yüksek derece kızması anlamındaki “ramada” kelimesinden üretilmiştir.

Bu kökten üreyen “Ramazan” kelimesi, kızgın bir yerde çıplak ayakla yürümek yanmak anlamına gelir. Bu kelime, islâm’ın’ beş ana temelinden olan orucun tutulduğu aya özel isim olarak yapılmıştır. Bu ayda Allah adına oruç tutularak açlık ve susuzluk yaşanır ve böylece orucun harareti ile günahlar manevi olarak yakılır.

c) Ramazan kelimesi, kılıcın ucunu yada ok demirini inceltip keskin hale getirmek için iki kaygan taşın arasına yerleştirip dövmek anlamındaki “ramada” kelimesinden üretilmiştir. Arap halkı silahlarını ramazan ayında bileyip hazırladıkları için bu isim verilmiştir.

d) Ramazan kelimesi, Allah’ın özel isimlerinden biridir. Allah’ın rahmeti ve bereketi sayesinde adeta yanıp yok olması önem alınarak oruç tutulan aya ramazan ismi verilmiştir. Bu manada “Şehr-i Ramazan”, “Allah’ın ayı” anlamına gelmektedir.

Ramazan kelimesi; temiz olmak, yanmak ve keskinlik anlamları da taşır. Ramazan ayında oruç ve diğer ibadetlerle Allah’a iman eden müminler, günahlarından temizlenir, arınır, bilgi sahibi olur, iman ve ahlaki bakımdan bilinçlenir ve kuvvetlenir.

Ramazan Ayı

Kamerî ayların başladığı ve bittiği ayın şekilleri dikkat alınarak belirlenir. Ayın hilal halinde görülmesinden sonra tekrar hilal halinde görülmesine kadar geçen zaman bir “ay” dır. Bu zaman, bazen 29 gün, bazen 30 gün olmaktadır. Bu nedenle Ramazan ayında oruca başlamak için ayın gökyüzünde hilal (yeni ay) halinde göründüğü vakti belirleyebilmek gerekir. Maalesef hilali görmek her zaman mümkün olmamakta bu nedenle Ramazanın girip girmediği, ya da sona erip ermediği hususunda şüphe olmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Ramazanın başlangıcını ve sonunu belirleme yöntemini bildirmek ve hilalin görünmediği zamanlar da pratik bir çözüm sunmak
üzere şöyle buyurmuştur:

“Hilali Ramazanın başlangıcında gördüğünüz vakit oruca başlayınız ve onu şevval ayının başlarında görünce bayram ediniz. Hava kapalı yada bulutlu olur da hilali göremezseniz ayın sonunu takdir ederek belirleyiniz (ayı otuza tamamlayınız.)” (Buhârî, “Savm”, 5)

“(Ramazan) Hilalini göremediğiniz sürece oruca başlamayınız, (şevval) hilalini görmediğiniz sürece oruca son vermeyiniz. Hava bulutlu yada kapalı olursa ayın sonunu takdir ederek belirleyiniz (ayı otuza tamamlayınız.)” (Buhârî, “Savm”, 11)

Böylelikle Ramazan ayının girdiğini tespit edebilmek için şaban ayının 29’unda hilali gözlemlemek gerekir. Yine Ramazan ayının çıktığını şevval’in girdiği ve bayramın geldiğini anlayabilmek için de Ramazan’ın 29’unda hilali gözlemlemek gerekir. Hilalin güneşin battığından sonra görmek esastır. Gündüz görülen hilale itibar edilmez. İslâm alimlerinin büyük bir çoğunluğu bu görüştedir. Acaba, Ramazan’ın ve diğer ayların başlangıcını veya bittiğini belirleyebilmek için hilalin mutlaka biyolojik gözle görülmesi şartı var mıdır, yoksa hilali görebilmek için astronomik hesaplamalar yöntemlerine başvurulabilir mi?

Yukarıda bahsettiğimiz hadisin zahiri (ilk bakışta bıraktığı intiba) esas alınacak olursa hilali biyolojik olarak görmenin şart olduğu söylenebilir. Çünkü hadiste açıkça “hilali görmekten bahsediliyor ve hilal görülmediği sürece oruca başlanmaması gerektiği veya son verilmemesi emrediliyor.

Asıl olan hilalin görülebilmesi olup, görülme yöntemi değil. Kur’ân dili Arapça da görmek manasındaki “rü’yet” kökü, “bilmek”, “inanmak” manalarına da gelmektedir.
Şu halde bahsettiğimiz hadis-i şerif, hilali mutlak suretle çıplak gözle görme konusunda ikna edici değildir. Bunu Peygamberimizin şu hadis-i şerifi destekliyor.

“Biz ümmî bir milletiz, hesap ve okuma yazma bilmiyoruz. Ay şöyle ve şöyle yani bazen 29 bazen 30 gün olur” (Buhârî, “Savm”, 11) buyurmuştur.

Hadisten şunu anlıyoruz ki, ayları belirleme yöntemlerinden biri de hesaplama yöntemidir. Fakat bu yöntem bilinmediği için uygulanmamıştır. Fakat Peygamberimiz (s.a.s) in zamanında hesap yapma imkanı olmadığı için Peygamberimiz (s.a.s) biyolojik gözle görme yöntemini uygun görmüştür.

Bu yöntem ile havanın kapalı ve tozlu olması gibi nedenlerle sonuç vermeyebilmektedir. Bu nedenle de Peygamber (s.a.s.) içinde bulunulan ayı otuza tamamlamayı buyurmuştur. Dikkat edilir ise bu uygulamada Ramazan’ın girmediği yada çıkmamış olması söz konusu olabilir. Çünkü gökyüzü bulutlu ve yeni hilalin doğmadığı var sayılarak mevcut ayın devam ettiği kabul edilir. Halbuki yeni ayın doğmuş olması ihtimalide söz konusudur.

Böyle olmak zorundaydı, çünkü Rasûlullah (s.a.s)’in döneminde farklı seçenekler yoktu. Yineleyerek söyleyelim ki, yeni hilalin doğduğunu net olarak ortaya koyan hesap yöntemi bilinseydi Rasûlullah (s.a.) böyle bir riskin meydana gelmesine izin verir miydi?

Bu sebeple şunu söyleyebiliriz: Sırf hadisin zahiri, hilali biyolojik olarak gözle görmek gerektiriyor diye, bu riske katlanarak ille de gözle görmekte ısrar etmek sünnetin ruhuna ters düşer.

Ramazan’ın başlayıp başlamadığı hususunda meydana gelen farklı görüşler Müslümanların ibadet şevkini kırmaktadır. Ramazan ayının ve orucun Müslümanlarda olması beklenen birlik ruhuna zarar vermektedir. Bu nedenle “ru’yet-i hilal” tartışmalarına son vermek ve ibadetin oluşturacağı manevi havadan olabildiğince faydalanmak gerekiyor. Bunun en kolay yolu ise, ihtilaf-ı metalie itibar etmemek ve hilalin çıplak gözle görülebilmesi esasına dayalı olarak yapılan astronomik hesap yöntemini uygulamaktır. Müslüman toplumlar arasında gerginlik ve ayrılıklara sebep olmamak kaydı ile dileyenler kişisel olarak hilali gözle görme yöntemine baş vurabilirler.


Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.