Sade ve Gösterişten Uzak Yaşamak

Sponsorlu Bağlantı

Sade ve Gösterişten Uzak Yaşamak

Sade ve Gösterişten Uzak Yaşamak, Bütün tebliğ alanlarda lükse ve görkemli hayata yer verilmemelidir. Ayrıca kendine uyanları da sürekli sade ve gösterişten uzak bir hayata teşvik etmelidir. Bir davetçi Allah Resulü’nün (s.a.a) sade hayatını kendine örnek almalıdır. Hz. Ali’a (a.s) gömleğine yama yaptığı esnada neden gömleğini yamalıyorsun? diye sorulduğunda; bu kalbi mütevazi etmekte, müminler de bunu örnek edinmektedir, diye buyurdular.

Şimdi de Hz. Peygamber’in (s.a.a) sade yaşamından örneklere bakalım:
Allah Resulü (s.a.a), her çeşit yemeği ve Allah’ın kendisine helal ettiği her şeyi yerdi. O, kendisini hiçbir zaman yoksul ve mustazaf insanlardan ayırmaz ve onlar ile beraber olmaktan kaçınmazdı; deve yarışına katılır, şaka yapar ve onlar ile birlikte yemek yerdi. “Allah Resulü (s.a.a), bir bez parçasını eyer olarak kullanmayı, köleler ile beraber yemek yemeyi ve kendi eliyle fakirlere yardım etmeyi severdi.”

Kendisinin heybetinden titreyen birine Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Neden benden korkuyorsun? Ben padişah değilim.” O yüce insan, bir eve davet edildiği zaman, ev sahibini zahmete koymaz ve buyururdu ki: “Ben bir yükümlülük getirenlerden değilim.”
Davetçi de, makul ve normal olmayan istekler ile halkı zahmete sokmamalıdır. Örneğin, tebliğ için gittiği yerde ona özel bir ev tahsis edilmezse, ev sahibinin yanında küçük bir odada kalmayı kabullenmelidir.
O, yemek yeme, uyuma vakti ve diğer işler konusunda halkın örf ve adetlerine karşı gelmemeli ve onlara eşlik etmelidir. Hz. Ali (a.s), oğluna şöyle buyuruyor:
Bir şehirde olduğun zaman, o şehrin halkının adetlerine göre hareket et.
Elbette Hz. Ali’nin (a.s) kastı, kendisine riayet edilmesinde din açısından bir sorun olmayan adet ve ananelerdir.

gösteriş

Alçakgönüllü ve Bağışlayıcı Olmak

Yüce Allah, Peygamberine şöyle emrediyor:
Müminlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger. Ve bütün insanlara şöyle buyuruyor: Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.
Lokman, oğluna davranışlarında mutedil olmasını, yavaşça konuşmasını ve sesini yükseltmemesini ki seslerin en kötüsünün eşeğin sesi olduğunu söyleyip, tavsiye etmektedir.
Alçakgönüllülüğün göstergelerinden biri de diğer insanların yetkinliklerini itiraf etmektir; Hz. Musa (a.s), bu yöntem ile bize alçak gönüllülük dersi vermektir:
Ve kardeşim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuşmaktadır.

Bazı muhatapların, dini konular hakkında bilgisiz veya düşman olmaları göz önünde bulundurulduğunda, onların hak sözü kabul etmemeleri ve davetçiye eziyet etmeleri ve onu üzmeleri mümkündür; bunlara yönelik yapılacak en uygun davranış, af ve bağışlamadır. Bu gibi davranışlar, onları uyandırmakta ve Allah’ın dini konusundaki tavırlarında kendilerini yumuşatmaktadır. Böyle davranmanın örnekleri, Hz. Peygamber’in (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’nın hayatlarında çokça görülmüştür. Allah Resulü (s.a.a), Kureyşlilerden çektiği onca işkence ve eziyetin ardından, onları cezalandırabileceği bir zamanda buyurdu ki:
Bugün size bir azarlama ve kınama yoktur; gidiniz, sizler özgürsünüz.

Ve hatta amcası “Hamza”nın katili olan “Vahşi”yi bile bağışladı. İmam Hüseyin (a.s) Hürr’ü bir anda affetti. Ve Yusuf’un (a.s) kardeşlerine yönelik tavrı da bu şekildeydi;
Dedi ki: “Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir.”

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

 Orakci Blog 5 Nisan 2017 Cevapla
0 0

Evet hocam yine güzel makalelerden birisi. İslam dininde gösterişten uzak yaşamak önemli sade olmalı insan.