Takvim Yazısı – Cenazeyi Definden Önce ve Sonra Bazı Vazifeler

Sponsorlu Bağlantı

CENAZEYİ DEFİNDEN ÖNCE BAZI VAZİFELER

Ölen bir Müslümanı yıkamak, kefenlemek ve üzerine namaz kılıp bir kabre defnetmek Müslümanlar için bir farz-ı kifâyedir. İnsanlar bu farzı yapmadıkları zaman, bundan hepsi Allah katında mesul olurlar. Müslüman ölülerini hayır ile anmak, onların güzel hallerini söylemek ve kötülüklerini söylemekten kaçınmak Müslümanlar için bir vazifedir. Bir hadîs-i şerîfte:

“Ölülerinizin güzel hallerini yâd ediniz, kötülüklerini söylemekten çekininiz.” buyrulmuştur.

Ölmek üzere olan kimseyi, bir güçlük yoksa kıbleye doğru sağ yanı üzerine çevirmek müstehabdır. Başı biraz yükseltilerek arkası üstüne -ayakları kıbleye doğru- da yatırılabilir. Bu halde, yüzünün kıbleye yönelmiş olması için başı biraz yukarı kaldırılır.

Ölmek üzere olan kimseye yanında daha ruhu boğazına çıkmadan tevhid (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) ve şahadet kelimeleri (Eşhedu en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh) okunur, fakat ‘sen de söyle’, diye zorlanmaz.

Hasta bu kelimeyi bir defa okuyup başka bir şey söylemezse, telkîne son verilir. Böylece son sözü tevhid kelimesi olur.

Ölmek üzere olanın yanında Yâsin ve Ra’d sûrelerini okumak müstahabdır.

İnsan ölünce gözleri yumdurulur, çenesi bir bez ile çekilip ağzı kapatılarak tepesinden bağlanır.

Ölünün yanında güzel kokulu bir şey bulundurulur. Yıkanmadıkça yanında Kur’ân okunmaz, okunması mekruhtur. Fakat başka bir odada Kur’ân okunabilir.

Ölünün komşularına ve yakınlarına vefat haberi verilir. Bunlar da, ölüye karşı son vazifelerini yapmaya koşar, sevap kazanırlar. Cenazelerin bir an önce yıkanması, teçhiz ve tekfinlerinin yapılması (kefenlenip hazırlanması) ve kabirlerine konulması müstehabdır. Cenazeyi teşyi’ (arkasından mezara kadar takip) etmek sünnettir. Bunda büyük sevab vardır. Hatta akrabadan veya komşulardan veya iyi halleri bilinmiş zatlardan olan bir cenazeyi takip etmek, nafile ibadetten daha faziletlidir.

CENAZEYİ DEFİNDEN SONRA BAZI VAZİFELER

Cenaze için gözyaşları dökerek ağlamakta ve kalben üzülerek kederlenmekte bir mahzur yoktur. Yeter ki, yersiz sözler söylenmesin. Cenaze için yüksek sesle ağlamak, yaka yırtmak, yüz tırmalamak, saç yolmak, dizlere vurmak gibi şeyler haramdır, Allâh’ın takdirine isyandır.

Cenaze kabre götürülüp omuzlardan indirilince, bir mahzur olmadığı zaman cemaat oturur. Bundan önce oturmaları mekruh olduğu gibi, bundan sonra ayakta durmaları da mekruhtur. Bir Müslüman gömüldükten sonra orada, bir deve boğazlanıp paylaşılacak kadar bir zaman oturularak Kur’an okumak müstahsendir; güzel görülmüştür. Çok kez “Mülk, Vâkıa, İhlâs, Felak ve Nas sûreleri, sonra Fatiha ile Bakara sûresinin başı okunur. Sevabı da, cenazenin ve diğer iman sahiplerinin ruhlarına bağışlanır, cenazenin bağışlanması için Allâh’a dua edilir. Cenaze toprağa gömülür gömülmez din kardeşlerinin hemen oradan dağılmaları uygun değildir. Cenazenin ruhu, onların bulunması ile kabre alışır, suallere hazırlanmış olur ve Allâh’ın mağfiretini gözetlemiş bulunur.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bir cenaze gömüldükten sonra hemen geri dönmezdi. Bir müddet mezarı başında durur ve cemaata karşı şöyle buyururdu: “Kardeşiniz için Allâhü Teâlâ’dan mağfiret isteyiniz ve kendisine temkin (sükûnet) ihsan buyrulmasını dileyiniz. O, şimdi sual görecektir.” Bir Müslüman kıldığı namazın, tuttuğu orucun, okuduğu Kur’ân’ın, verdiği sadakanın sevabını -ister hayatta olsun ve ister olmasın- bir Müslümana veya bütün Müslümanlara hediye edebilir. Bu caizdir. Bu sevab onlara verilir ve her birinin aynı sevaba kavuşacağı Allâh’ın ihsanından beklenir.

Ölünün velisi, definden sonra birinci günden yedinci güne kadar kolayına gelen şeyi fakirlere sadaka vererek sevabını ölüye bağışlamalıdır. Bu, bir sünnettir. Buna gücü yetmezse, iki rek’at namaz kılarak sevabını ölüye bağışlamalıdır.

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.