Takvim Yazısı – Namaz Hakkında Bilgiler

Sponsorlu Bağlantı

ABDEST VE NAMAZ

Bir sahabî Resûlullah’a (s.a.v.) geldi ve:

“Ey Allâh’ın Resûlü! Şayet ben Allâh’tan başka ilah olmadığına, senin Allâh’ın resûlü olduğuna şehadet edersem; beş vakit namazı kılarsam; zekâtı verirsem; ramazan orucunu tutup gecelerini (teravih namazı kılarak) ihya edersem ne buyurursunuz, kimlerden olurum? dedi. Resûlullah (s.a.v):

“Kim bu hal üzere ölürse sıddîklardan ve şehitlerden olur.” buyurdu. (Sahîh-i İbn-i Huzeyme)

Ebû Müslim’den rivayet edilmiştir.

Ebû Ümâme mescitte idi; yanına gittim ve şöyle dedim: Ey Ebû Ümâme! Senin Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu işittiğini duydum:

“Bir kimse güzelce abdest alsa; ellerini (dirseklerle beraber) yıkasa, yüzünü yıkasa, başını ve kulaklarını meshetse, ayaklarını yıkasa ve sonra farz bir namazı kılmak üzere ayağa kalksa, Allâhü Teâlâ o gün ayaklarının gittiği, ellerinin tuttuğu, kulaklarının işittiği, gözlerinin baktığı ve içinden geçirdiği kötülükleri bağışlar.” Bu hadîs-i şerîf i rivayet eden Ebû Ümâme (r.a.) şöyle demiştir: Bu hadîs-i şerîf i Resûlullah’tan (s.a.v.) defalarca dinledim.

Bir kış mevsiminde Resûlullah (s.a.v) dışarı çıktı; yapraklar dökülmeye başlamıştı. Bir ağacın dalını eline alıp:

“Şu yapraklar dökülmeye başladı.” buyurdu. Sonra:

“Ey Ebû Zer!” buyurdu.

“Buyurun, yâ Resûlallah!” dedim.

“Müslüman bir kul, Allâh’ın rızasını dileyerek namazını kıldığı zaman, günahları şu ağacın yaprakları gibi dökülür.” buyurdu.

NAMAZA DAİR BAZI TA’BİRLER

Salât: Namaz demektir. Namaz: husûsî rukünlar, şartlar ve vakitlerde zikir (âyet ve dua) ile yapılan ibâdettir.

Tekbir: “Allâhü ekber” demektir.

Kıyam: Ayakta durmaktır.

Kırâet: Kur’ân-ı Kerîm’den bir miktar okumaktır.

Rükû: Namazda kırâetten sonra eğilerek baş ile arkaya düz bir vaziyet vermektir.

Kavme: Rukûdan kıyama kalkıp bir kere ‘Sübhâne rabbiye’l-azîm’ diyecek kadar durmaktır,

Secde: Namaz kılarken eğilerek yüzünü Hak Tealâ’ya tazim için yere koyup bir kere Sübhâne rabbiye’l-a’lâ diyecek kadar durmaktır.

Celse: İki secde arasında bir defa “Sübhâne rabbiye’l-azîm” denilecek kadar oturmaktır.

Ka’de: Namazda teşehhüt, yani “Ettehiyyatü lillâhi”yi okumak için oturmaktır.

Rek’at: Namazın bölüklerinden her biri demektir. Bir namazda kıyam, rükû ve iki secdenin tamamı bir rek’attır.

NAMAZA AİT BİR MESELE

Helâya gitmek ihtiyacı bulunduğu halde namaza başlamak mekruhtur. Hattâ namaz esnasında böyle fazla bir sıkıntı görülüp kalbi meşgul edeceği takdirde, vakit müsait ise namazı bırakmalı, sıkıntıyı giderdikten sonra abdest alıp tekrar namaza başlamalıdır ki namaz, kalb huzuriyle kılınmış olabilsin.

Aksi takdirde namaz, sahih olsa da sahibi isâet etmiş; edepsizlik yapmış olur.

NAMAZIN EHEMMİYETİ

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Beş vakit namaz büyük günahtan sakındıkça aralarındaki diğer günahlara keffâret olur.”

“Kıyâmet gününde kulun ilk bakılacak ameli namazıdır. Eğer o tam bulunursa diğer amelleri de kabûl edilir, eğer noksan bulunursa diğerleri de kabul olunmaz.”

“Muhakkak ümmetimden iki adam namaz için dururlar, rükû ve secdeleri de birdir. Lâkin onların namazları arasındaki derece farkı gök ve yeryüzü arası kadardır.”

Bu Hadîs-i Şerîf namazda huşûun, kalbi ve kalıbı ile namazın adabına riayet etmenin ehemmiyetine işâret etmektedir.

“İnsanların hırsızlık bakımından en kötüsü namazından çalandır.”

“Cemâatle namaz, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür.”

“Kim kırk gün iftitâh tekbirini kaçırmaksızın cemaatle namaz kılarsa, ona iki berat yazılır: münâfıklıktan berat, cehennemden berat.” “Bir namaz kıldığında (hayata) veda edenin namazı gibi kıl.” “Kimin namazı onu günahlardan ve çirkinliklerden alıkoymuyorsa (namaz onun) ancak Allâh’dan uzaklığını artırır.” Muhakkak namaz münâcâttır: Allâhü Teâlâ’ya ilticâdır. İlticâ gafletle mümkün olmaz. Bedeniyle beraber kalbi hazır olmayan kimsenin namazını Hak Teâlâ kabûl etmez.

“Bir adam Resûlullâh’a s.a.v.) geldi ve ‘Allâha dua edin de şefaat

ettiklerinizden ve cennette refiklerinizden (arkadaşlarınızdan) olayım’

dedi. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

“Çok secde ederek bana yardımcı ol” buyurdular.

“Kul gizli yaptığı secdeden daha faziletli şeyle Allâhü Teâlâ’ya

yaklaşamaz.”

“Kul Allâhü Teâlâ’ya secde ettiği vakit en yakın olur. Secdede çok dua ediniz.”

BEŞ VAKİT NAMAZ GÜNAHLARA KEFFARETTİR

Allâhü Teâlâ Hûd Sûresinin 114. âyet-i kerîmesinde (meâlen) “Ve namazı gündüzün iki tarafında ve geceden de gündüze yakın saatlerde dosdoğru kıl. Hasenât seyyiatı giderir (Beş vakit namaz günahlara kefaret olur.) Bu namaz zikir ehline bir va’zdır.” buyurmaktadır. Bu âyet-i kerîme beş vakit namazın farz olduğunun açık bir delilidir. Nitekim beş vakit namazın farz olması diğer âyetler ve hadîs-i şerîf ve icma-ı ümmet ile de sabittir. Bunun aksini iddia İslâm itikadına tamamen zıttır. Bu âyetin tefsiri şöyledir:

Ey müslümanlar farz namazları gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceden gündüze yakın saatlerde (yani: Akşam yatsı ve sabah vakitlerinde) dosdoğru ve erkânına ve şartlarına riayet ederek kılın. Şüphe yok ki, (beş vakit namaz) kötülükleri giderir, küçük günahlara keffâret olur ve affına sebeb olur. Fakat büyük günahlardan dolayı herhalde tevbe ve istiğfar etmek icabeder. Namaz imandan sonra ibadetlerin en büyüğüdür. Nitekim Sahih-i Müslim’de bir hadîs-i şerîf şu mealdedir:

“-Kebair denilen büyük günahlardan kaçınıldıkça- Beş vakit namaz ile cuma namazı, diğer cuma gününe kadar aralarındaki günahlar için keffarettir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) beş vakit namazın fazilet ve ehemmiyetini şöyle haber vermektedir: Resûl-i Ekrem (s.a.v.), Ashab-ı kirâmına hitaben: “Söyleyin bakalım, birinizin kapısı önünde bir akarsu bulunsa ve günde beş defa içinde yıkansa ne dersiniz? Vücudunun kirinden,

pasından bir şey bırakır mı?’ buyurdular. Ashab-ı kirâm;

‘Yâ Resûlallah! Hiç kir, pas bırakmaz,’ dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)

buyurdu ki:

“Beş vakit namaz da işte bunun gibidir. Onlarla Allâhü Teâlâ günahları siler, affeder.”

CEMAATLE NAMAZIN FAZİLETİ

Namazları cemaatle kılmak sünnet-i müekkededir. Cemâat, islâmın şeâirinden (alâmetlerinden)dir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) namazı

dâimâ cemâatle kılmışlar, insanlara da cemâate devam etmelerini emir buyurmuşlardır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

  • “Cemâatle kılınan namaz münferiden kılınan namazdan yirmi yedi derece faziletlidir.”
  • “Her kim beş vakit namazı cemaatle eda ederse ona beş şey ihsan olunur:

Birincisi, dünyada ona fakirlik gelmez.

İkincisi, Cenâb-ı Hak ondan kabir azabını kaldırır.

Üçüncüsü, amel defterini sağından alır.

Dördüncüsü, sırât üzerinden çakan şimşek gibi geçer.

Beşincisi, Allâhü Teâlâ onu hesapsız ve azabsız cennete koyar.”

  • “Kişinin cemaatle namaz kılması, evinde münferid (cemâatsiz) kırk yıl namaz kılmasından hayırlıdır.”

İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) buyurdular: Zira namazın makbul olması için başından sonuna kadar gafletten sakınmak lazımdır. Namazda kalb huzurunun bulunmadığı kısımlar kabul olunmayacağından namaz noksan kalır.

Cemaatle namaza teşvikteki hikmet şudur: Cemaatteki herkesin namazının makbûl olan kısımlarından meydana gelen tam ve makbûl bir namaz fertlerin namazlarının noksanlarına şefaat eder. Böylece cemaatteki herkesin namazı kabul olunur.

“KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY NAMAZIDIR”

Beş vakit namazın fazilet ve ehemmiyetinin beyan edildiği hadîs-i şerîflerden:

  • “Kulun ilk hesaba çekileceği şey namazıdır. Allâhü Teâlâ’nın bu ümmete (imandan sonra) ilk farz kıldığı şey de namazdır.”
  • “Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe beş vakit namaz, aralarında geçen (küçük) günahlara keffâret olur.”
  • “Kıyâmet günü kulun ilk hesaba çekileceği şey, beş vakit namazıdır. Eğer o kulun namazını tam yaptığı görülürse namazı tam olarak yazılır. Eğer namazından bir şeyi eksik yapmışsa Allâhü Teâlâ meleklerine şöyle buyurur:

‘Bu kulumun kıldığı nafile namaz görebiliyor musunuz? Farzlardan zayi ettiği şeyleri nafile namazlarıyla tamamlayın.’ Sonra da (oruç, zekat, hac gibi) diğer amelleri bu şekilde (eksikleri varsa nafileleriyle tamamlanarak) hesaba çekilir.”

“NAMAZ DİNİN DİREĞİDİR”

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (k.s.) buyurdular:

“İyi bil ki insanın itikadını tashih etmesi lazım geldiği gibi sâlih ameller işlemesi de lazımdır. Bütün ibadetleri kendisinde toplayan ve Allâhü Teâlâ’nın rahmetine en çok yaklaştıran ibadet namazı eda etmektir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Namaz dinin direğidir. Kim namazını kılarsa dinini ikâme etmiş olur. Kim de namazı terk ederse dinini yıkmış olur.” buyurmuştur.

Namazlarını eda etmeye devam eden bütün çirkinliklerden; dinde, örf ve âdette hoş görülmeyen şeylerden korunmuş olur. “Şüphe yok ki namaz, hayâsızlıklardan ve günahtan (ve yaramaz şeylerden) nehyeder.” meâlindeki (Ankebût sûresinin 45.) âyet-i kerîmesi bu manayı teyid etmektedir. Sahibini hayâsızlık ve günahlardan alı­koymayan namaz, hakiki değil, şekilden ibaret bir namazdır. Ancak hakikati elde edinceye kadar şekli terk etmek uygun olmaz. Çünkü tamamı idrak olunamayan, yapılamayan bir şeyin tamamı terk edilmez. Ekramü’l Ekrem’în olan Allâhü Teâlâ namazın suretine itibar edip onu hakikat olarak kabul edebilir.

Namazı huşû ve huzur ile cemaatle eda etmeye devam ediniz. Zira namaz, kurtuluş ve felaha kavuşmaya sebebtir. Allâhü Teâlâ “Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa ermişlerdir. Ki onlar namazlarında huşûludurlar.” (Mü’minûn Sûresi, âyet 1-2.) buyurmuştur.

Netice olarak reddolunma tehlikesine rağmen amel etmeye devam etmelidir. Görülmüyor mu ki, düşmanın galib olduğu bir zamanda, askerlerin basit, küçük bir gayreti ve mücadelesi çok büyük itibar kazandırır. Bunun gibi nefsin galip olduğu bir devir olan gençlikte salih ameller işleyen, ibadet ve itaatla meşgul olan gençlere, bu yaptıkları Allâhü Teâlâ katında büyük itibar kazandırır. Ashâb-ı Kehf, Allâhü Teâlâ nezdindeki faziletlerin tamamını din düşmanlarından hicret vasıtasıyla elde etmişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘Fitne ve karışıklığın olduğu zamanda ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.’ buyurmuştur. (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/85)

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.