Takvim Yazısı – Ölüme Hazırlık

Sponsorlu Bağlantı

ALLÂH’IN HAKLARININ ÖDENMESİ

Sıhhat ve hayat hiç kimsede devamlı olmayıp hayatın sonu muhakkak ölümdür. Böyle olunca insan gaflet etmemeli üzerindeki Allâh’ın haklarını ve kul haklarını hayatında iken gücü yettiğince ödemeli ve ödeyemez ise vasiyet etmelidir; yazdırıp şahit ile tesbit ettirmelidir. Zira üzerinde haklar olan kimsenin ölümünden sonra bıraktığı malı yeterli olsa da vârislerinin ve başkalarının bu hakları lâyıkı ile yerine getirmeleri güç olur.

Allâh’ın hakları farzlar ve vaciblerdir. Bunları vaktinde ve şartlarıyla yerine getirmelidir. Kazaya bıraktığı namaz ve oruçları kazâ etmeli, zekât, hac, keffâret ve adakları var ise onları da edâ etmelidir.

Eğer hasta olup ölüm ihtimali varsa vefatından sonraya bırakmayarak hemen zekâtını malının üçte birinden ayırıp vermelidir.

Eğer yemin edip yeminini bozdu ise bozduğu yeminlerden her yemin için on fakire keffaret verir.

Oruç keffareti gerektiren birden fazla şey işledi ise bir keffaret kâfi gelir. Malının üçte biri yeterse oruç keffâreti için bir kul (köle) azad eder, yoksa altmış fakirin her birine bir fitre miktarı sadaka verir. Üzerine hac farz olduktan sonra hacca gitmemişse yahut gitmiş lâkin – Allâh saklasın- sonra lisanından küfür kelimesi çıkmış, sonra da tevbe ederek imanını yenilemiş ise haccının iadesi gerekeceğinden malının üçte birinden hacca yetecek kadarını ayırır. Vekili olarak haccedecek güvenilir kimseye emanet eder. Fazla kalırsa vekile kalmasını vasiyet eder.

Üçte bir malı memleketinden hacca gitmeye yetmezse, yeteceği yerden vekâleten hac ettirilir.

Fitre ve kurban borcu varsa ortalama kurban kıymetini ve fitrelerini de fukaraya verir.

Üzerindeki Allâh’ın haklarını hayatında kendi bizzat böylece yerine getirirse mesuliyetten kurtulmuş ve kendine iyilik etmiş olur. Ölümünden sonra yapılması için vasiyet ederse vasiyeti yerine getirilir. (Şerh-i Dürri Yekta)

KUL HAKLARININ ÖDENMESİ

Sıhhat ve hayat hiç kimsede devamlı olmayıp herkesin sonu muhakkak ölümdür. Böyle olunca insan gaflet etmemeli; üzerindeki kul haklarını hayatında iken gücü yettiğince ödemeli ve ödeyemez ise vasiyet etmelidir.

Aldığı borcu yahut satın alıp parasını vermediği şeylerin bedellerini ödemelidir. Elinde emânet yahut gasbettiği mal var ise aynını, elde mevcut değil ise bedelini sahiplerine iade etmelidir. Hak sahibi hayatta değil ise vârislerine teslim edip helâl ettirilmelidir. Onlara da teslim edilmesi mümkün olmazsa kıyamette sevabı sahibine ulaşmak niyetiyle fakirlere sadaka olarak vermesi lazımdır. Ama alacaklı kâfir olup hakkı dünyada helâl ettirilmez ise kıyâmette pek müşkil olur.

Bir kimseyi haksız yere dövmek, yaralamak, çalıştırmak, hakkını vermemek veya sövmek, alay etmek gibi haklar bulunsa hak sahibine hakkını hayatında helâl ettiremez ise Allâhü Teâlâ’ya iltica etmeli ve onun adına fakirlere sadaka vermelidir. Umulur ki kıyamet gününde Allâhü Teâlâ onları razı eder.

Ölümden sonra gasilden itibaren defne kadar dine uygun ve sünnet üzere hareket edilmesini vasiyet etmelidir.

Üzerindeki Allâh’ın hakkı ve kul haklarından yerine getiremediklerinin vasiyetlerini de yaptıktan sonra bu vasiyetine dikkat etmelerini dost, akraba ve hususiyle vasîsine sıkıca tenbih etmelidir.

Bundan sonra daima tevbe ve istiğfar etmeli “Elhamdülillâhi ale’t- tevfîk” ve “Estağfirullâhe min küll-i taksîr” demeyi dilinden düşürmemeli; Allâhü Teâlâ’nın af ve mağfiretini ümid ederek rahmetine sığınmalıdır.

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.