Teravih Namazı Kılınışı

Sponsorlu Bağlantı

TERÂVÎH NAMAZI NASIL KILINIR?

Terâvîh namazı, Ramazan ayına mahsûs, yirmi rek’atten ibâret bir sünnet-i müekkededir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halîfesi (rıdvânullâhi aleyhim) devâm etmişlerdir. Terâvîhin cemâatle kılınması da, sünnet-i kifâyedir. Mescidlerde terâvîh namazı cemâatle kılındığı hâlde, bir özrü olmaksızın cemâati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, fazîleti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemâatle kılsa, cemâat sevâbını alırsa da, mesciddeki cemâatin fazîletine eremez.

Terâvîh namazını, her iki rek’atte bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha fazîletlidir. Dört rek’atte bir selâm da verilebilir. Terâvîh namazı, iki rek’atte bir selâm verilince, akşam namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır.

Dört rek’atte bir selâm verilince, yatsı namazının dört rek’at sünneti gibi kılınır.

Cemâatle kılındığı zaman, cemâat hem terâvîhe, hem de imâma uymaya niyet eder, imam da âşikâre kırâat eder; sesli okur.

Terâvîh namazında imâmın güzel sesli olmasından ve hızlı okumasından ziyâde, okuyuşunun düzgün olmasına itibar edilmelidir.

Bir kimse, imâm yatsı namazını kıldırıp terâvîhe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kılar, sonra terâvîh için imâma uyar. Cemaatle terâvihi kıldıktan sonra noksan rek’atleri tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Evlâ olan budur. Bununla beraber vitir namazını imam ile beraber kılıp, sonra terâvihi tamamlasa da câiz olur.

Terâvih namazını imam ile kılmayan kimse, vitir namazını imâm ile kılabilir.

İmâm ve cemâat, yatsı namazını cemâatle kılmamış olursa, yalnız terâvîh namazını cemâatle kılamazlar. Çünkü terâvihin cemâatı, farzın cemâatına tâbidir.

Terâvîh -orucun değil- vaktin sünnetidir. Mâzeretinden dolayı oruç tutamayanlar da terâvîhi kılmalıdırlar.

TERAVİH NAMAZI SÜNNET-İ MÜEKKEDEDİR

Teravih namazı Ramazân-ı Şerîfte her gece yatsı namazından sonra, vitir namazından önce yirmi rek’ât olarak iki veya dört rek’âtta bir selam verilerek cemaatle kılınır. (Mültekâ)

Teravih namazının sünnet olması, Resûlullâh Efendimizin ve Hulefâ-i Râşidîn’in ona devâm etmelerindendir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ümmetine farz olur da yerine getiremezler korkusuyla teravih namazını mescidde kılmayı terk etmiştir. (Sadruşşerîa) Bazılarının ‘Teravih sünnet değildir, onu Hz. Ömer ihdas etmiştir’ demelerine itibar olunmaz. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Benim sünnetime ve benden sonra Hulefâ-yı Râşidîn’in sünnetlerine sımsıkı yapışınız” ve “Benden sonra geleceklere; Ebû Bekir ile Ömer’e iktida ediniz; uyunuz.” buyurmuşlardır. (Sünen-i Ebû Dâvud) Hz. Ömer (r.a.) Müslümanları teravih kılmak için mescide topladı. Hz. Ali (r.a.) “Hz. Ömer mescidleri nasıl nurlandırdı ise Allâh da onun kabrini nurlandırsın.” diye dua etti ve şöyle buyurdu:

“Hz. Ömer’in Müslümanları teravih için cemaat olarak toplaması, benden işittiği benimde Resûlullâh Efendimiz’den (s.a.v.) işittiğim şu Hadîs-i Şerîfden dolayıdır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Allâhü Teâlâ Arş-ı A’lânın civarında nurdan bir mekân yarattı ki ona Hazîratü’l-kuds denilir. Oradaki meleklerin adedini ancak Allâh bilir. Bu melekler bir an bile ara vermeden devamlı Allâhü Teâlâ’ya ibâdet

ederler. Ramazân-ı Şerîf geceleri geldiğinde Ademoğullarıyla birlikte namaz kılmak üzere yeryüzüne inmek için Rab’lerinden izin alır ve Ramazân-ı Şerîfin her gecesinde yeryüzüne inerler. Onların dokunduğu kimseler bir daha asla kaybetmiyeceği bir saâdete nâil olur; bir daha asla şekâvete düşmez, saîdlerden olurlar.” Hz. Ömer bu Hadîs-i Şerîfi işitince “Biz (ümmeti Muhammed) bu fazilete herkesten daha layıkız.” dedi ve teravihi cemaatle kılmak üzere Ashâb-ı Kirâmı mescide topladı.”

Terâvîh namazının bir hikmeti de şudur:

Her gün kıldığımız beş vakit namazın farzları on yedi rek’âttir ve vacip olan üç rek’at vitir ile yirmi rek’attir. Terâvîhde kıldığımız yirmi rek’ât de bunların eksiklerini tamamlayacaktır.

 

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.