Yunus Aleyhisselam Hayatı ve Yaşamı

Sponsorlu Bağlantı

Yunus Aleyhisselam Hayatı ve Yaşamı

Yunus Aleyhisselam

Yunus Aleyhisselam hayatı ve başına gelen hâdiseler hakkında Kur’an-ı kerimin Saffat, Nisâ, Yunus, Enbiya, Kalem, surelerinde haber verilmektedir.

Musul civarlarında ki Nineve halkına gönderilen peygamberdir. Babası Meta adında bir kişi olup salih kimselerdendi. Yunus Aleyhisselam kendisini balık yuttuğu için Zinnun ve Sahib-i Hut adlarıyla da anılmıştır.

Yunus Aleyhisselam, Asur Devletinin başşehri ve önemli bir ticaret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Meta ve annesi, Allahü tealaya dua edip, kendilerine bir erkek evlad ihsan etmesini dilediler. Cenab-ı Hak onlara Yunus’u ihsan etti. Ancak Yunus Aleyhisselam ana rahmindeyken babası vefat etti. Annesi onun doğum ve çocukluğu sırasında birçok harikulade, olağanüstü haller gördü. Yunus Aleyhisselam Nineve’de büyüdü. Kavmi içinde emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak meşhur oldu.

Otuz yaşına gelince Nineve ahalisine peygamber olarak gönderildi.

Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allahü tealaya iman ve ibadet etmeye davet etti. Kavmi ona iman etmedikleri gibi birçok eza ve cefada bulundular. Onunla alay ettiler. Fakat Yunus Aleyhisselam yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dine davet etti. Allahü tealanın azabıyla korkuttu. Fakat Nineve halkı, “Tek bir kişinin hatırı için azap inip herkesi yok edecekse müsade et bu azap gelsin.” deyip alay ettiler.

Yunus Aleyhisselam

kavminin küfürde israr etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı. Allahü teala ona vahyedip; “Kullarımın arasından ayrılmakta acele ettin. Geri dön, kırk gün daha onları imana çağır.” buyurdu. Yunus Aleyhisselam bu ilahi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dine davete devam etti. Otuz yedi gün aralarında kaldı. Kavmi yine inanmadı. Bunun üzerine Yunus Aleyhisselam “O halde üç güne kadar başınıza gelecek azabı bekleyin. Bunun alameti önce benizleriniz sararacaktır.” buyurdu ve ilahi bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.

Yunus Aleyhisselamın haber verdiği gün gelince Ninevelilerin benizleri sarardı. Gökyüzü karardı. Şehri simsiyah bir duman kapladı. Herkesi korku ve telaş sardı. Feryad ve figana başladılar. “Yunus Aleyhisselam aramızda ise korkmayın, eğer gitmişse azab bizi helak edecektir.” diye söyleştiler. O zaman Allahü teala kalplerine pişmanlık hissini verdi. Onlar tövbe etmek arzusu ile yaşlı salih bir zata geldiler ve ne yapmaları gerektiğini sordular. O zat da henüz azabın gelmesine iki gün olduğunu ve tövbe etmelerini ve azabı kaldırması için dua etmelerini tavsiye etti.

Bunun üzerine Nineve halkı şehrin yakınındaki bir yüksek tepeye çıkıp Allahü tealaya ve O’nun peygamberi Yunus Aleyhisselama iman ettiler. Allahü tealaya dua edip azabı kaldırmasını niyaz ettiler. O zamana kadar yaptıkları her türlü kötülük ve haksızlığa da tövbe ettiler. Hatta öyle oldu ki, evlerindeki başkasına ait olan taşları söküp sahiplerine iade ettiler. Bunun üzerine Allahü teala tövbelerini kabul edip, azabı üzerlerinden kaldırdı. Duanın yapıldığı gün Cuma olup, Aşure günüydü. Sonra sevinç içinde şehre dönen Nineve halkı şehirde Yunus Aleyhisselamı aramaya başladılar.

Yunus Aleyhisselam

Ayrılışından bir müddet sonra kavminin hallerini öğrenmek için Nineve’ye yakın bir yere geldiğinde azabın rahmete tebdil olduğunu gördü. Fakat şehre girmedi. “Eğer şehre girersem beni yalancılıkla itham ederler.” diyerek sahra (çöl) tarafına yöneldi ve oradan uzaklaştı ve Dicle Nehri kenarına vardı. Fakat buraya Allahü tealadan emir almadan gelmişti. Dicle Nehri kenarındayken yolcularla dolu olan bir gemiye bindi. Gemi hareket edip kıyıdan uzaklaştı. Gemi bir müddet seyrettikten sonra durdu ve kımıldamaz oldu. Gemidekiler şaşırıp kaldılar. Ne kadar çalıştılarsa da gemiyi bir türlü yürütemediler. Sonra da; “Aramızda bulunan bir suçlu yüzünden gemi yürümüyor.” diye aralarında söylendiler. Geminin batacağından endişe edip paniğe kapıldılar. Durumu uğursuzluk kabul edip: “Burada efendisinden kaçan bir kul vardır. Kur’a atalım o meydana çıkar!” diye söyleştiler.

O zamana kadar adetleri kur’a kime isabet ederse onu ceza olarak denize atmaktı. Adetleri gereği kur’a çektiler. Kur’a Yunus Aleyhisselama çıktı. O zaman Yunus Aleyhisselam bunun kendisi hakkında ilahi bir imtihan olduğunu kabul edip tevekkülle; “O asi kul benim!” dedi. Gemidekiler Yunus Aleyhisselama bakıp salih bir kimse olduğunu anlayıp; “Bu zat köleye benzemiyor!” diyerek yeniden kur’a çektiler. Kur’a yine hazret-i Yunus’a isabet etti. Üçüncü defa çekilen kur’a da Yunus Aleyhisselama isabet etti. Bazıları; “Şüphesiz bu kişinin suçu olmalı!” dediler.

Yunus Aleyhisselam

Yolcuları Allahü tealaya iman etmeye davet etti. Fakat gemidekiler peyypeeeedenize attılar. O an gece vaktiydi. Yunus Aleyhisselamı bir balık yuttu. O zaman cenab-ı Hak balığa emredip onu yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını bildirdi. Balık bu hal üzere hazret-i Yunus’u alıp denizin derinliklerinde kayboldu. Yunus Aleyhisselam balığın karnında sağ, aklı başında ve şuuru yerindeydi. Balığın karanlık vücudunda çok üzgün bir halde: “Ya Rabbi! Emir ve hüküm senindir. Fakat Nineve’ye dönmeye ve kavmimi imanlı bir şekilde görmeye ümidim sonsuzdur. Bütün bunlara rağmen senin takdirin ne ise ona razıyım.” dedi.

O sırada bazı sesler işitti. “Bu nedir acaba?” diye söylendi. Allahü teala ona balık karnında olduğunu vahyederek: “Ey Yunus! Bu sesler beni denizde zikreden canlıların sesleridir!” buyurdu.

Yunus Aleyhisselam balığın karnında dahi her zaman zikre devam ediyordu. Melekler onun sesini işitip Allahü tealaya arz ettiler. Allahü teala; “Bu kulum Yunus’un sesidir. Bir hali sebebiyle onu denizde bir balığın karnında hapsettim.” buyurdu. Yunus Aleyhisselam, La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin (Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum.” (Enbiya suresi 87)” duasına devam etti. Bu duası ve tesbihi onun kurtuluşuna sebep oldu. Balığın karnında üç, yedi veya kırk gün kaldıktan sonra kurtuluşa erdi. Yunus Aleyhisselam balığın karnından Muharrem ayının onuncu (Aşure) günü çıktı.

Balık onu çıkarıp sahile bıraktığında;

Yunus Aleyhisselam zayıflamış, bitkin, hasta bir durumda ve himayeye muhtaçtı. Cenab-ı Hak ihsanıyla orada hazret-i Yunus’u güneşin yakıcı sıcağından gölgelendirerek geniş yapraklı, çabuk büyüyüp yükselen bir ağaç veya bitki bitirdi. Bu ağaç sinek ve haşeratın zararını da önlemekteydi. Cenab-ı Hak bir rivayette o bitkiden hazret-i Yunus’a süt damlattı. Diğer bir rivayette dağ keçisini emrine verdi. İyice kuvvetleninceye kadar o dağ keçisi sabah akşam gelip hazret-i Yunus’u emzirdi. Yunus Aleyhisselam kendine gelince Allahü tealaya şükredip ibadete başladı. Birgün kendisine gölge veren ağacın kuruduğunu görüp üzüldü. Allahü teala ona vahy edip kavmine dönmesini emir buyurdu ve kavminin tövbelerini kabul ettiğini bildirmesini emretti.

Yunus Aleyhisselam kavmine gitmek üzere yola çıktı

Nineve şehri yakınlarına gelince gördüğü bir çobana kavminin durumunu sordu. Çoban da; “Peygamberleri olan Yunus Aleyhisselam onlara darılıp gittiğinden kendi başlarına kaldı. Cenab-ı Hak onlara azab gönderdi. Azab bulutları başları üzerinde üç gün üç gece durdu. Fakat onlar bin bir pişmanlıkla ağlaştılar. Yunus Aleyhisselamı aramalarına rağmen bir yerde bulamadılar. Neticede Allahü teala onları bağışladı. Üzerlerinden azabı kaldırdı. Şimdi yolları gözetip kendilerine emir ve yasakları öğretecek Yunus Aleyhisselamın gelmesini bekliyorlar.” dedi. Yunus Aleyhisselam kendisinin bekledikleri kimse olduğunu ve gidip onlara haber vermesini istedi. Çoban Nineve’ye gidip Yunus Aleyhisselamın geldiğini haber verdi.

İlk anda Yunus Aleyhisselamın geldiğine inanmayan Nineve halkı ağacın ve koyunun dile gelip, konuşması neticesinde inandılar. Yunus Aleyhisselamın bulunduğu tarafa gittiler. Yunus Aleyhisselamı namaz kılarken buldular. Namazdan sonra onu hasretle kucaklayıp özür dilediler. Beraberce şehre döndüler. Bundan sonra Yunus Aleyhisselam onlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlattı. Kavmi mesut ve iyilik üzere oldular. Yunus Aleyhisselam seksen üç yaşında ibadet halindeyken Nineve’de vefat etti. Vefat ettiği yer hakkında başka rivayetler de vardır.

Yunus Aleyhisselam mucizeleri:


  • 1. Yunus Aleyhisselam, Kur’an-ı kerimde bildirildiği üzere balığın karnında üç, yedi veya kırk gün yaşamıştır.2. Yunus Aleyhisselamın duası bereketiyle bulutlardan ateş çıkardı. Bir gün Nineve ahalisi kendisinden bulutlardan ateş çıkarılmasını istediklerinde dua etti ve bulutlardan ateş düşüp memleketin bir bölgesindeki ağaçları yaktı.3. Yunus Aleyhisselamın duası bereketiyle dağdan su çıkmıştır.4. Yunus Aleyhisselamın peygamberliğine bir keler şehadet etmişti. Nineveliler Yunus Aleyhisselamdan mucize isteyince, Allahü tealanın emriyle dağa işaret etti. Dağdan çıkan bir keler dile gelerek; “Ey insanlar! Biliniz ki, Yunus hak peygamberdir. Sizi Cennet’e, Rabbinizin mağfiretine davet ediyor.” dedi.5. Yunus Aleyhisselam Nineve hakimini imana davet etti. O zaman Hakim; “Kapımda bulunan şu demir halka altın olursa iman ederim.” dedi. Yunus Aleyhisselam Allahü tealanın emriyle elini kapının halkasına koydu. Demir halka altın haline geldi.

    6. Yunus Aleyhisselam odun olmadığı halde su üstünde ateş yakmıştır.

    7. Yunus Aleyhisselam, Davud Aleyhisselam gibi güzel sesli olduğundan, tatlı sesi vahşi ve yırtıcı hayvanlara da tesir eder, onu dinlemek için etrafında toplanırlardı.

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.