Zina Nedir – Çeşitleri – Cezaları ve Tövbesi

Sponsorlu Bağlantı

Zina Nedir?

Zina, mecnun olmayan, küçük yaşta bulunmayan, buluğ çağına ulaşmış mükellef  bir kimsenin, nikah ilişiği olmaksızın bir kadının ön tarafından cinsi münasebette bulunması olup insan aklının, ahlak ve hukuk düzenlerinin, diğer semavi dinlerin yanlış, ayıp ve kötü gördüğü bir fiil olup İslam dininde de kesin olarak yasaklanmış, işlenmesi büyük günahlar arasında sayılmıştır.

Zinanın Türleri Nelerdir?

1- Gözlerin zinası: Gözlerin zinası, bakmaktır.

2- Kulakların zinası: Kulakların zinası, kendi arzusu ile (Kadının sesini ve konuşmasını) işitmektir.

3- Dilin zinası: Dilin zinası (Şehvet ve cima kelimelerini) konuşmaktır.

4- Elin zinası: Elin zinası, (şehvetle) yapışmaktır.

5- Ayağın zinası: Ayağın zinası, (zina yoluna) yürümektir.

Zinanın Çeşitleri Nelerdir?

Zina, en büyük günah olmasına karşılık yine de kendi içinde manevi ağırlığına göre beş kısma ayrılır:

a-Mahremlerle Yapılan Zina

Kendisiyle ebediyen evlenemeyecek olan ana, kız kardeş, kayınvalide ve süt anne veya süt teyze gibi mahremlerle yapılan zina, sorumluluğu en ağır olanı yani günahın en büyüğüdür. Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır:
“Mahremiyle zina eden kişi cennete giremez.”

b-Savaşa Çıkan Mücahitlerin Kadınlarıyla Yapılan Zina

Bu zina türü de ikinci derecede ağırlığa sahiptir: Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Aman savaşan müminlerin eşlerinden uzak durun. Zira savaşan müminlerin eşleri, savaşa çıkmayıp geride kalmış bulunan mümin erkeklere anneleri gibi (Haram) dır.”

c-Komşu İle Yapılan Zina

Üçüncü derecelikli ağırlığı bulunan zina türü de komşularıyla yapılan zinadır. Hz. Mikdad İbn-ü Esved (radıyallahu anh) anlatıyor. Allah’ ın Resulü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in sahabeleri söylüyor: “Zina, Allah ‘ın ve peygamberinin haram kıldığı ve kıyamet gününe kadar da haram olarak kalacak olan bir günah fiilidir. Kişinin komşusunun (veya ortağının) hanımı ile zina etmesi, onun için on kadınla zina etmesinden daha büyük bir günahtır.”

d-Evlilerin ve Yaşlıların Yaptıkları Zina

Dördüncü derecelikli ağırlığı bulunan zina çeşitidir. Hz. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadislerinde; “Üç sınıf insan vardır ki Allah kıyamet günün de onları zatına muhatap tutup konuşmaz. Onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Onları günahlarından arındırmaz. Onlar için elem verici bir azap da vardır. Bunlar: kibirli fakirler, sık sık yalan söyleyen idareciler, evli – yaşlı zinacılardır.”

e-Bekarların Yaptığı Zina

Bekarların bekarlarla yaptığı zina türüdür. Allah-u Teâlâ : “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz değnek vurun. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunları Allah’ın dinini uygulama hususunda acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir topluluk da, onların cezasına şahit olsun”diye emrederek, bu zina türünün de Allah katında ne kadar ağır bir suç olduğu vurgulanmıştır. Bir hadis-i şerifte ise Allah’ın Rasülü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : “Allah indinde zinadan büyük günah yoktur” buyurmuş, bir başka Hadiste de “Zinaya devam eden, putperest gibidir” buyurarak, insanların bu aşağılık suçtan kendilerini korumalarını istemiştir. Çünkü Allah-u Teâlâ Furkan suresi 68. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Onlar Allah ile birlikte başka ilaha dua etmezler. Haksız yere, Allah’ın haram kıldığı kimseyi öldürmezler ve zina da etmezler. Kim bunları yaparsa cezaya çarpar. Ona kıyamet gününde kat kat azap verilir ve o azabın içinde alçaltılmış şekilde ebedi bırakılırlar.” Ayet-i kerimeye dikkat edin! Allah-u Teâlâ zina eden kimseleri, kendisine şirk koşan ve suçsuz yere insanları katleden zalim kimselerle bir zikretmiştir. Allah, müminlerin bu sıfatlara sahip olamayacağını belirtmiş ve bu sıfatlara sahip olanları, ahirette ağır bir azabın beklediğini bildirmiştir.

Zinanın Cezası Nelerdir?

Yüz Değnek Cezası

Bekâr erkek veya kadının zina cezası yüz değnek olup, Kur’ân-ı Kerîm’le belirlenen bir had cezasıdır.

“Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun”

Dayak cezası uygulanan zina suçlusunun, suçun işlendiği yöreden bir yıl süreyle sürgün edilmesi İslâm’ın ilk dönemlerinde uygulanan bir ceza türü idi. Hz. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Bekâr’ın bekârla zinası için yüz değnek ve bir yıl sürgün. Dulun dulla zinası için ise yüz değnek ve taşla recm vardır” Ancak bu uygulama Nûr sûresi inmezden önceye aittir. Bu sûre inince bekârlar için yalnız değnek (celde), evli (muhsan) olanlar için sünnetle recm cezası belirlenmiştir

Hanefilere göre celde cezasına sürgün ilâve edilmez. Çünkü âyette celde zina cezasının tümünü ifade eder. Ancak sürgün bir had cezası değil, İslâm Devlet başkanının görüşûne bırakılan ta’zir cezası kabilindendir. O sürgünde bir yarar görürse uygular. Nitekim, zina edenin tevbe edinceye kadar hapsedilebilmesi de bu niteliktedir.

Şâfiî ve Hanbelîlere göre celde ve bir yıl sürgün birlikte uygulanır. Sürgün yeri seferîlik mesafesinden uzakta olmalıdır. Dayandıkları delil, yukarıda zikredilen sürgün bildiren hadistir. Ancak kadın kocası veya mahrem bir hısmı ile birlikte sürgüne gönderilir. Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); “Kadın, yanında kocası veya mahremi bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz”) buyurmuştur.

Mâlikilere göre ise yalnız erkek sürgün edilir, yani bulunduğu beldeden uzakta hapsedilir. Kadın gittiği yerde de zina etmemesi için sürgün edilmez.

Diğer yandan sürgün hadisinin sonundaki dul için öngörülen celde ve taşla recmin birlikte uygulanması dört mezhebe göre amel edilmeyen bir esastır. Çünkü muhsan (evli) için yalnız recm uygulaması bildiren hadisler daha sahihtir. Nitekim Ebu Hureyre ve Zeyd bin Hillit’ten bir topluluğun naklettiği işçi kıssası bunu ifade eder. İşçisi ile zina eden evli kadın olayında Hz. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bekâr olan işçi için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezasına, kadın için ise recm cezasına hükmetmiştir . Zâhirîlere göre, celde ve recm birlikte uygulanır. Onlar, sürgün hadisinin sonundaki “…evli evli ile zinasına yüz değnek ve taşla recm vardır” kısmının açık anlamına dayanırlar.

Recm Cezası

Muhsan olan erkek veya kadının zinası için recm cezası konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içindedirler. Delil; Sünnet ve İcmâ’dır.

Hz. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ‘in evli olarak zina edene recm cezası uyguladığı tevâtüre ulaşan hadislerle sabittir.

Bir hadiste şöyle buyurulur: “Müslüman bir kimsenin kanı şu üç durumda helal olur. Zina eden evli kimse, nefse karşılık nefsi ve İslâm toplumundan ayrılarak dinini terkedeni öldürmek”

Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in recm uyguladığı olaylar şunlardır.

a- Evli bir kadınla zina eden bekâr için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası uygulanmıştır. Allah elçisi bir sahabeyi kadına göndererek şöyle buyurmuştur: “O kadına git, eğer suçunu itiraf ederse, onu recmet”

b- Çeşitli yönlerden sabit olan Mâiz olayı. Mâiz, zinasını itiraf etmiş ve Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  onun recmedilmesini emir

c- Gâmidiyeli kadın zinasını ikrar etmiş ve doğumdan sonra recm uygulannııştır

İslâm ümmeti recmin meşrûluğu üzerinde icmada bulunmuştur. Ancak hâricîler ekolü recmi inkâr etmiştir. Çünkü onlar tevatür sınırına ulaşmayan haberleri delil olarak kabul etmezler.

Zina Günahından Nasıl Temizlenilir?

Daha önce insanların bu dünyaya başı boş bırakılmaları için gönderilmeyip imtihan için gönderildiklerine değinmiştik. İmtihanın gayesi kişinin ahretteki yerini belirlemesi ve Allah’ın rızasına nail olmaktır. Allah-u Teâlâ “Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler” diye yarattım buyurarak, bizlerin hangi amaçla yaratıldığının cevabını vermektedir. Dolayısıyla Allah’a hakkıyla kulluk yapabilmek için onun hudutlarını muhafaza etmemiz gerekmektedir. Fakat Allah, insanoğlunu günah işlememek üzere değil, günah işlemeye meyilli yaratmıştır.Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) “Eğer sizler günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder ve günah işleyen bir kavim yaratır” buyurmaktadır. Bunun neticesidir ki Allah-u Teâlâ bizlere daima tövbe kapısını açık tutmuştur. Ve bu tövbe kapısı, son nefesimize kadar açık kalacaktır. Eğer şeytana yada nefsimize uyduğumuz için veya cehaletimizden dolayı böyle bir günaha düşmüş isek ilk yapmamız gereken şey Allah’a el açıp, bir daha o günaha dönmemek üzere tövbe etmektir. Çünkü Allah Resulü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) “TEVBE EDEN KİMSE HİÇ GÜNAH İŞLEMEMİŞ KİMSE GİBİDİR” buyurmuştur.

Musa(Aleyhi ve Sellem) bir gün bir adamla muhabbet ederken adam Musa (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’a: “Ey Musa! Merak ediyorum bu dünyanın en günahkâr kulu kim? Allah’a sorsan da bize bildirse” diye ricada bulundu. Musa (Aleyhi ve Sellem) Allah’a dua etti ve Allah vahiyle: “Az sonra önünüzden bir çocuğun elinden tutan bir baba geçecek. İşte o kul bana en asi ve en günahkar kuldur” buyurdu. Ve az sonra gerçekten öyle birisi geçti. Ertesi gün aynı adam Musa (Aleyhi ve Sellem)’a “Ey Musa! Çok merak ediyorum. Acaba Allah’a en sevimli kul kim? Allah’a sorsan da bize gösterse” diye ricada bulundu. Ve Musa (Aleyhi ve Sellem) tekrar Allah’a dua etti ve Allah-u Teâlâ: “Biraz sonra yanınızdan bir adam geçecek. İşte o adam bana en sevimli ve en günahsız kuldur” buyurdu. Ve Musa (Aleyhi ve Sellem) ile adam bir baktılar ki dün en günahkâr olan adam geçiyor. Şaşkınlıkla Allah’tan bunun hikmetini sordular. Allah-u Teâlâ cevaben şöyle vahyetti: “Dün o kul, çocuğuyla birlikte deniz kenarına gitti. Çocuğu babasına sordu: “Babacığım, bu denizden daha büyük ne var?” Adam cevap verdi: “okyanus var oğlum.” Çocuk tekrar sordu: “Baba okyanustan büyük ne var?” adam cevaben: “Dünya var oğlum… Dünyadan da daha büyük olan kainat var oğlum” dedi. Daha sonra çocuk devamla: “Kâinattan daha büyük bir şey var mı baba” diye sordu. Adam: “Var oğlum, babanın günahları var” dedi. Sonra çocuk tekrar sordu: “Babacığım senin günahlarından daha büyük bir şey var mı?” diye. Adam cevap olarak: “Var oğlum… Allah’ın rahmeti benim günahlarımdan daha büyüktür” dedi ve o sırada bütün günahlarını bağışladım” diye vahyetti.

Allah’ın affedemeyeceği hiçbir günah yoktur. Yeter ki o günaha tekrar dönmemek üzere tövbe edelim. Günahımızın farkına varalım ve diğer ibadetlerimizle Allah’a bu günahımızı affettirelim. Çünkü Allah her şeye besmele ile başlamamızı emretmiştir. Besmelede ise “Rahman” ve “Rahim” sıfatları vardır. Bu sıfatlar ise Allah’ın merhametine delalet eder. Çokça bağışlamasına delalet eder. Allah-u Teâlâ bizlerden sadece işlediğimiz günahlardan tövbe etmemizi beklemektedir.

Sponsorlu Bağlantı

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.